Kudretve tekvin, birer kemal sıfatı olup zıdları olan acz, Allah hakkında muhaldir. Eş'arîlere göre ise: Allah'ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdûrata (yaratılması takdîr edilmiş şeylere) yaratma ânında taallûkundan ibarettir. Hiçşüphesiz Allahü Teâlâ (cc) mekândan münezzehtir. Allah’a her yerde demek ve Allah’ın arşta olduğunu söylemek mümkün değildir. Allah’a mekân isnadı ancak tüm mekânların koruyucusu, idarecisi anlamını murat ederek mecaz olarak vasıf ederek mümkündür. Allahü Teâlâ (cc)’ya eşyanın izafe edilmesi ve Allahü Vücûd Allah’ın var olması, yok olmasının düşünülememesi. Kıdem: Allah’ın geçmişe doğru başlangının bulunmaması. Bekâ: Allah’ın gelecek yönünde bir sonunun bulunmaması. Vahdâniyet: Bir ve tek yani yegane olması, iki ve daha fazla olmaması. Muhâlefetün li’l-havâdis: Yaratılmış hiçbir varlığa benzememesi. Sıfatile ilgili ayetler: 1-) Bakara suresi 32. ayet: Allahü teâlânın Vücûd yâni var olma sıfatı. Sıfat-ı Selbiyye: Allah’ın birlik, ezelîlik, ebedîlik, hiçbir şeye benzememe, hiçbir şeye muhtaç olmamak gibi aksi düşünülemeyen, zıddı mümkün olmayan sıfatları. (Allahü teâlâda bulunması câiz olmayan HacSuresi 5-7. Ayet Tefsiri. Ey insanlar! Öldükten sonra dirileceğinizden kuşku duyuyorsanız şunu unutmayın ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra belli belirsiz et parçasından yarattık ki size (kudretimizi) açıkça gösterelim; ve biz dilediğimizin rahimlerde belirli bir vakte kadar kalmasını sağlarız, sonra sizi bebek olarak çıkarırız, ki daha SSPXDD6. Allah’a iman etmek, onun zatı ile birlikte sıfatlarını bilip o şekilde inanmak demektir. Zatı ile sıfatları birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Ancak doğrudan zatını idrak etmemiz mümkün olmadığı için sıfatlarını anlamak sureti ile o sıfatların sahibini ve aklın da belli bir sınırı vardır, sınırsız değillerdir. Sınırlı bir göz ve akıl ile sınırsız olan Allah’ın zatını anlamak imkân haricidir. O zaman Allah nasıl anlaşılacak ve nasıl iman edilecek? Bize verilen sıfatların küçük ölçeklerine bakarak o sınırsız sıfatları anlamaya çalışacağız. Biz Allah’ı, sıfatlarının tecellileri ile bilip iman etmek durumundayız. Sıfatlarını anlayarak varlığını bilebiliriz.“Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, eşyayı hakkıyla bilen ve her şeyden haberdar olandır.” En’am, 6/103Ziya Paşa bu durumu gayet veciz bir şekilde şöyle ifade etmektedir“İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez”Allah’ın sıfatları, zâtî ve sübûtî sıfatlar olmak üzere iki grupta ZÂTİ SIFATLARIAllah’ın zati sıfatları, sadece kendi zatına özeldir. Başkalarında bulunmaz ve zatından ise asla ayrılmaz. Bu sıfatlar şunlardıra Vücut. Allah’ın var olmasıdır. Varlığının kendisinden ve vacip olmasıdır. Var olmak için başka birisine ihtiyacı Kıdem. Allah’ın varlığının başlangıcı yoktur. Hiçbir şey yok iken o var Beka Allah’ın varlığının sonu yoktur. O Vahdaniyet Allah’ın bir ve tek olmasıdır. Eşi, ortağı ve benzeri Muhalefetün lil havadis Sonradan olan hiçbir varlığa Kıyam bi nefsihi Varlığı kendisindendir. Başka birisine ihtiyacı SÜBUTİ SIFATLARIAllah’ın sübûtî sıfatları, kendisinde sınırsız ve sonsuzdur. Ancak sınırlı bir şekilde bu sıfatların varlıklarda numuneleri vardır. Bu sınırlı ölçeklerle onun sınırsız sıfatları anlaşılacaktır. Allah’ın insanlara ihsan ettiği “emanet”in Ahzap, 33/72 bir manası da insana verilen enaniyet ve sahiplik duygusudur. Rububiyeti anlamak üzere bir ölçü birimi olarak verilmişir. İnsana verilen enaniyet yani benlik ve sahiplik duygusunun mahiyeti vehmidir. Sahipliği ve malikiyeti hayalidir. Varlığı bir şeyi tamamıyla yüklenmeye kâfi değildir. Ancak özelliği ısı ölçen bir alet gibi “Vâcibü’l-Vücudun rububiyetine âit sıfât-ı mutlaka-i muhitayı bilmek için bir mizan vazifesini görüyor.“Eğer insan benliğine mizan nazarıyla bakarsa, kâinattan zihnine akıp gelen âfakî malûmatı kendi malûmatıyla, tasarrufat ve sıfât-ı İlâhiyeyi de kendi sıfâtıyla tasdik eder.” Mesnevi-i Nuriye, s. 260a Hayat Allah’ın hayat sahibi ve diri olmasıdır. Hayatının başlangıcı ve sonu yoktur. Varlıkların hayatını yaratan odur. Bizim için var olan, hayatın zıddı olarak bilinen ölüm, onun için yoktur. Yarattığı varlıklara da hayat vermiştir, ancak sonlu ve İlim Olmuş ve olacak her şeyi bilmesidir. Onun ilmi sınırsız ve sonsuzdur. İlminde artma ve eksilme olmaz. Geçmişte ve gelecekte olmuş veya olacak olan şeyleri bilir. Onda cehalet, unutma ve gaflet olmaz. Varlıkların ilimleri ise sınırlıdır, cehalet, gaflet ve unutma Semi’ Allah’ın her şeyi işitmesidir. Allah her şeyi işitir. Gizli ve açık her şeyi işitir. Bizim işitmemizdeki gibi işitme organına ihtiyacı yoktur. Uzak, yakın, gizli, açık her şeyi işitir. Kimsenin duymayacağı şekildeki içimizden seslendirdiğimizi, hayalimizden geçirdiklerimizi bile işitir. Aynı anda bütün varlıkların seslerini işitir. Biri diğerine mani olmaz. Varlıkların işitmesi ise Basar Allah’ın her şeyi görmesidir. Bizim gibi görme vasıtalarına ihtiyacı olmadan görür. Açık, gizli, aydınlık, karanlık, uzak, yakın fark etmez hepsini görür. Bütün varlıkları aynı anda görür. Biri diğerine mani olmaz. Varlıkların görmesi ise İrade Dilemesidir. Meydana gelecek her şeyi, kendi hür iradesi ile dilemesidir. İradesinde hürdür. Hiçbir sınırlama yoktur. Kâinatta cereyan eden olayların tamamı Allah’ın iradesiyle gerçekleşir. O’nun iradesi olmadan hiçbir şey meydana gelemez. O dilediğini yapar ve yapmaya gücü yeter. Mülkün sahibi odur, mülkünde dilediğini yapar. Kulların iradesi ise, Allah’ın imkân ve güç verdiği kadarı ile Kudret Allah’ın her şeye gücü yeter. Onun gücü sınırsızdır. Gücü, kendisindendir. Bir başkasının gücüne ihtiyacı yoktur. Gücünün sınırı yoktur. Onun gücü karşısında, az, çok, büyük, küçük, gizli, açık, uzak, yakın farkı yoktur. Varlıkların güç ve kudreti ise Kelam Allah’ın konuşmasıdır. Sese, harfe, konuşma organlarına ihtiyacı olmaksızın konuşmasıdır. Bizim konuşmamız gibi vasıtalara ihtiyacı Tekvin Allah’ın istediğini, dilediği şekilde yaratmasıdır. Yaratma konusunda hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Dilediğini dilediği şekilde yaratır. Büyük, küçük, az, çok fark etmez. Yaratmasının sınırı yoktur, yaratırken sebeplere ve bir şeye ihtiyacı da yoktur. Dilediğini dilediği şekilde yaratır. İnsanlar da bazı şeyleri yapabilir, ancak onlar var olanları bir araya getirerek yapabilir. Yapabildikleri de sıfatları, zatının lâzime-i zaruriyesidir. Ondan ayrılması düşünülemez. Burada Bediuzzaman’ın kudret sıfatı ile ilgili bir tahliline bakacağız. Kudret özelinde yapılan bu tahlil bütün sıfatlar için bir misal olarak ifade edilecektir.“Kudret-i Ezeliye, Zât-ı Akdes-i İlâhiyenin lâzime-i zaruriye-i zâtiyesidir. Yani, bizzarure Zâtın lâzımesidir; hiçbir cihet-i infikâki olamaz. Öyle ise, kudretin zıddı olan acz, o kudreti istilzam eden Zâta bilbedâhe ârız olamaz. Çünkü, o halde cem-i zıddeyn lâzım gelir. Sözler, s. 711Bu cümleleri ve devamını günümüz insanının anlayacağı şekilde şöyle ifade edebiliriz Allah’ın kudret sıfatı zatından ayrılmayan, zatında bulunması vacip olan bir sıfattır. Kudret zatına vacip ise kudretin zıddı olan acizlik o Zâta karışamaz ve müdahale edemez. Bir zat hem sonsuz bir kudret sahibi hem de âciz olamaz. O zaman cem-i zıddeyn, yani iki zıddın aynı anda, aynı zatta bulunması düşünülmüş olur ki bu mümkün âcizlik Cenab-ı Hakka arız olamaz, O’nun zaruri lazımı olan kudrete acizlik karışamaz. Madem kudretin içine acizlik giremez, o zaman gayet bedihi olarak anlaşılır ki, Cenab-ı Hakkın kudretinde mertebeler olamaz. Çünkü bir şeydeki varlık mertebeleri, o şeyin zıtlarının ona dahil olup karışması ile meydana gelirler. Sıcaklıktaki mertebeler, soğuğun ona karışması ile ortaya çıkmaktadır. Güzellikteki dereceler, çirkinliğin ona karışması ile meydana mümkünatta hakiki ve tabii lüzum-u zâti olmadığından zıtlar birbiri içine girebilmiştir. Bundan da mertebeler meydana gelmiştir. Bundan da “ihtilafât” ve “ tagayyürât-ı âlem” neş’et ki Cenab-ı Hakkın kudretinde mertebeler yoktur, o zaman “makdûrât”ın da kudrete nisbetleri bir olur. En büyük ve en küçük müsavi olur, zerreler yıldızlara emsal olurlar.“Bütün haşr-i beşer birtek nefsin ihyâsı gibi, bir baharın icadı birtek çiçeğin sun’u gibi o kudrete kolay gelir.” Sözler, s. 711-7123- ALLAH’IN İSİMLERİ“En güzel isimler Allah’ındır. O hâlde O’na o güzel isimlerle dua edin…” Arâf, 7/180Kur’an-ı Kerimin birçok ayetinde bu güzel isimler geçmektedir. Birçok ayetin sonları bunlarla örülüdür. Ayrıca bazı hadislerde de Allah’ın doksan dokuz isminden haber verilmektedir. Buharî, Tavihd, 12; Müslim, Zikr, 5-6, Tirmizî, Daavat,82 Bu isimlerden her biri bir veya birkaç sıfata delalet etmektedir. Bunlar ancak Kur’an ve sünnet esas alınarak belirlenebilir. Mesela Alîm ismi, ilim sıfatına, Kadîr ismi kudret sıfatına, Rahman ismi rahmet sıfatına delalet ismi, Cenâb-ı Hakk’ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi manalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. İşârâtü’l-İ’caz, s. 34 Bu isim, Allah’tan başkasına mecazen dahi olsa verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.“Ve keza, Allah kelimesi de, nefiyden sonra sıfatlarla beraber düşünülür. Binaenaleyh Lâ ilâhe illâllah kelâmı, Esmâ-i Hüsnânın adedince kelâmları tazammun ediyor. Bu itibarla, şu kelime-i tevhid kelâmı, delâlet ettiği sıfatlar itibarıyla bir kelâm iken bin kelâm oluyor Lâ hâlıka illâllah, lâ fâtıra, lâ râzıka, lâ kayyûme illâllah gibi… Binaenaleyh, terakki etmiş olan zâkir bir zât, bu kelâmı söylerken içindeki binlerce kelâmları söylemiş oluyor.” Mesnevi-i Nuriye, s. 306“Kâinatı müştemilâtıyla beraber içine alan pek geniş bir merhamet görünüyor. Bu merhamet, rahmet, hikmet, inayet, in’am gibi çok sıfatları tazammun ediyor. Bu sıfatlar, bir Rahmân-ı Rahîmin vücub-u vücuduna şehadet eder. Çünkü sıfat mevsufsuz olamaz.” Mesnevi-i Nuriye, s. 83Bediuzzaman, Allah’ın isim ve sıfatların müsemma ve mevsufundan ayrılamayacağını, ayrı düşünülemeyeceğini açık bir şekilde ifade etmektedir. Bazı sapık fırkaların iddia ettiği gibi isim ve müsemmanın farklı iki varlık gibi düşünülmesinin mümkün olmadığını söylemektedir.“Umum kâinattaki umum kemâlât, bir Zât-ı Zülcelâlin kemâlinin âyâtıdır ve cemâlinin işârâtıdır. Belki, hakikî kemâline nisbeten bütün kâinattaki hüsün ve kemâl ve cemâl, zayıf bir gölgedir.” Sözler, s. 843Bunu da bir misalle harika sanatlarla müzeyyen bir saray bir ustalığa, bir dülgerlik sanatına delalet eder. Eserdeki mükemmellik, fiilin kemalinden meydana gelir. Bir fiil olan mükemmel bir dülgerlik ve nakkaşlık, mükemmel bir ustaya, bir mühendise, “nakkâş” ve “musavvir” gibi ünvan ve isimleriyle delalet eder. Mükemmel olan o isimler, ustanın ve nakkaşın sanatkarane sıfatına delalet ederler. Sıfatın kemali, ustanın kabiliyet ve istidadının kemaline delalet eder. “Ve o kemâl-i istidat ve kabiliyet, bizzarure, o ustanın kemâl-i zâtına ve ulviyet-i mahiyetine delâlet eder.” Sözler, s. 843Şu muhteşem kâinata başını kaldırıp bakan her insan “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık.” Hicr, 18/85 ayetinin ihtişamını gözleri ile görecek ve akılları ile hissedecektir.“Ve keza, herbir zîhayat, çok isim ve sıfatların tecellîsine mazhardır. Meselâ, bir zîhayat vücuda geldiğinde Bâri isminin cilvesine, teşekkülünde Musavvir sıfatının cilvesine, gıdalandığı zaman Rezzak isminin cilvesine, hastalıktan şifa bulduğunda, Şâfi isminin tecellîsine, ve hâkezâ, tesirde mütesanit, âsârda mütehalif, çok sıfat ve isimlere mazhardır. Bu sıfatların ve isimlerin hedefleri bir olduğundan, elbette müsemmâları da bir olur. Mesnevi-i Nuriye, s. 78Kur’an-ı Kerimin birçok ayetinde Allah kendini “ism-i tafdil” sığası ile tanıtmaktadır. Mesela, “Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!” Mü’minûn, 23/14 Bu şekildeki tanıtmalardan sıfatlarının ortakları olduğu şeklinde bir anlayış çıkmaz, çıkmamalı. Sebebini de şu şekilde ifade Hakk’ın “A’lem, Ekber, Erham, Ahsen” gibi isim, sıfat ve fiillerinde kullanılan ism-i tafdil, tevhit anlayışına noksanlık getirecek bir durum değildir. Çünkü buralarda Allah’a ortak olacak bir “mevsuftan” bahsedilmemektedir. Buralarda ifade edilenler, “İzzet-i İlâhiyeye” zıt değildir. “Çünkü, maksat, sıfât ve ef’âl-i İlâhîye ile mahlûkatın sıfât ve ef’âli arasında bir muvazene yapmak değildir. Yani, ikisini bir seviyede tuttuktan sonra, bunu ona tafdil etmek değildir ki, sıfât-ı İlâhiyeye bir naks olsun.“Evet, masnuattaki kemâlât, Cenâb-ı Hakkın kemâlinden in’ikâs eden bir gölge olduğuna nazaran, masnuat, sıfât-ı İlâhiye ile muvazene hakkına malik değildir.” Mesnevi-i Nuriye, s. 305Yaratıcı sıfatının mahlûkata bakan değişik mertebeleri vardır. Her varlığa ayrı bir yaratma ile tecelli etmektedir. Buna göre her varlığı, kendisine verilecek olan yaratma özelliğinin en güzelinde yarattığını ifade etmektedir. İhtimaller içinden en güzeli ile yaratmaktadır. Varlıkların nevilerine bakmakta ve onları en güzel şekilde nazara göre Allah yaratmasına perdeler koymuştur. Şu şehadet âleminde “Hakîm” isminin gereği olarak her şey bir sebebe bağlı olarak meydana gelmektedir. Bu durum yaratmanın bize bakan yönüdür. Halbuki Allah’ın yaratması bunun daha ötesinde ve daha güzeldir.“İşte, ehadiyet sırrıyla, doğrudan doğruya olan ihsanı ve icadı ve kibriyâsı ise, vesait ve esbabın mezâhiriyle görünen âsâr-ı ihsanından ve icad ve kibriyâsından daha büyük, daha güzel, daha yüksektir demektir.” Sözler, s. 840Benzer konuda makaleler 1611 Son Güncelleme 1637 TAKİP ET İnançlı bir kimse Allah'ın varlığına ve birliğine koşulsuz iman eder. İman ederken inandığı yaratıcının sıfatlarını bilmek önemli sorumluluklarından biridir. Kim Müslüman olduğunu dile getiriyorsa Allah'ın sıfatlarını ve sahip olduğu anlamları öğrenmeli ve yaratıcısını tanımalıdır. Öyleyse Allah'ın sıfatları nelerdir? Kur'an-ı Kerim'de yer alan Allah'ın sıfatları ile ilgili ayetlere göre Allah'ın sıfatları kaç tanedir? Bu yazımızda sizin için Allah'ın sıfatlarını ve anlamlarını derledik... Allah-u Tealâ'nın Sıfatları İki Kategoriye Ayrılır Her inanan, inandığı yaratıcıyı daha iyi tanımak ister. Ona kuvvetli duygular ile bağlı olabilmeyi diler. Varlığına koşulsuz inanılan yaratıcı Allah'ın birçok farklı ismi vardır. Bu isimlerin yanında ise sahip olduğu sıfatlar bulunur. Her sıfat Allah'ın farklı bir niteliğini kullarına anlatır. Yüce Allah'ın kimi sıfatı sadece ona ait olan özelliklerini nitelendirir. Kimi sıfatı ise ondan başka mahluklar ile benzer olan özelliklerini anlatmak amacıyla kullanılır. İşte bu nedenle Allah'ın sıfatlarını bilmek kulları ile arasındaki bağı kuvvetlendirecek olan önemli bir noktadır. Allah'ın sıfatları kendi içerisinde iki kategoriye ayrılır Allah'ın Zati sıfatları ve Allah'ın Subuti sıfatları. Zati ve Subuti Sıfatlar Nelerdir? Kulların inandıkları yaratıcıyı daha iyi tanıyabilmesi bu sıfatları bilmesi ile mümkündür. Kur'an-ı Kerim'de sureler içerisinde pek çok kez bu sıfatlara rastlanır. Bundan dolayı sıfatları ve anlamlarını bilmek inanç konusunda daha samimi olabilmek için önemlidir. Allah'ın sıfatları ve anlamları iki ayrı kategoride incelenir Allah'ın Zati Sıfatları Allah'ın zati sıfatları dünya üzerindeki ya da ruhani herhangi bir varlıkta bulunması mümkün olmayan özellikler için kullanılan sıfatlardır. Allah'ın herhangi bir varlık ile bağlantısı olmayan tüm özelliklerini anlatan sıfatları zati sıfat başlığı altında toplanır. Allah'ın toplam altı tane zati sıfatı var Vücûd Allah'ın varlığının sonsuz olduğunu söyler. Allah ezeli ve ebedi olan olarak tanımlanır. O sonsuz olandır. Kıdem Allah doğmamış ve doğurulmamıştır. Allah'ın öncesi olması mümkün değil. Yüce yaratıcının öncesi ya da evveli olamaz. Bekâ Allah, insanlar gibi ölümlü bir varlık değildir. Onun bir sonu yoktur. Allah, evrende sonsuza kadar var olacak olan olarak sıfatlandırılır. Bekâ sıfatı; Allah'ın sonu olan bir varlık değil, sonsuz olan olduğunu anlatmak için kullanılır. Vahdaniyyet Allah nasıl sonsuz bir varlıksa aynı zamanda evrende biricik olandır. Vahdaniyet, onun bir eşinin daha olmadığını anlatmak için kullanılır. Mahluklar evreninde dahi Allah ile denk olabilecek bir varlık yoktur. Muhalefet'ün-lil havadis Allah evrendeki hiçbir varlığa benzemez. Gelecekte yaşayacak ya da geçmişte yaşamış olan herhangi bir varlık ile aynı özellikleri taşıması mümkün değildir. Hatta bu sıfat herhangi bir varlıkla benzer özellik dahi taşımayacağı anlamında kullanılır. Kıyâm bi-nefsihi Bu sıfat Allah'ın yaratılışın ilk gününde kimse yokken de var olduğunu anlatmak için kullanılır. Evrenin yaratılışının ilk gününde evreni yaratmak için yalnız var olan yine Allah'ın kendisidir. Evrendeki hiçbir varlığa ihtiyacı olmayan Allah'tan başka varlık yoktur. Allah'ın Subuti Sıfatları Subuti sıfatlar, evrendeki diğer mahluklarda olan özelliklerin Allah'ta nasıl var olduğunu anlatır. Subuti sıfatlara verilen bir başka isim ise Allah'ın Sıfat-ı Subutiyyesi'dir. Varlıkların sahip olduğu pek çok özellik kıyaslanamayacak kadar olağanüstülüklerle Allah'ta zaten vardır. İşte bu ortak yönlere sahip olan sıfatlara subuti sıfatlar denir. Allah'ın toplam sekiz tane sıfatı bu kategoridedir Hayat Allah aslında diri bir şekilde vardır. Ancak O'nun diriliği biz aciz insanlar gibi görülemez. Allah dünya üzerinde, tüm canlılardan farklı olarak vardır. Gözle görülmeyen, ebedi bir diriliğe sahip olan Allah'tır. Kimse onun var olduğu gibi diri olamaz. İlm Allah her şeyi bilendir. Sonsuz ilim sahibi olan yine Allah'tan başkası olamaz. Ancak onun sahip olduğu ilim insanların sahip olduğu gibi sınırlı ya da gözle görülür, duyulur bir ilim değildir. Her an nerede ne olduğunu bilir. İnsanın kalbinden geçeni, aklından geçen düşünceleri ondan başkası bilemez. Semi Allah her şeyi işitir. Onun işitmesi canlıların sahip olduğu gibi sınırları olan bir işitme değildir. O'nda var olan sınırlı olmayan bir işitme yetisidir. Onun işitme duyusunu hayal edebilmek mümkün değil. Basar Allah evrendeki her şeyi her an görür. İnsanın baktığı yerdeki görmesinden çok farklı bir görmedir. Yalnızca Allah-u Tealâ'nın sahip olduğu görme yetisidir. Onun görme yetisini herhangi bir canlı ile kıyaslayabilmek ya da benzetebilmek mümkün değil. Sonsuz kudretine inanmak için bu sıfatı bilmek dahi Müslümanlar için yeterlidir. Kudret Allah sonsuz bir güce sahip olandır. O nasıl evreni yoktan var edense istediğini istediği anda var edebilir. Var etmek ya da etmemek yalnızca onun kararlarına bağlıdır. Var etmek için herhangi bir varlığa ihtiyacı olmaz. İrade Allah'ın dilemesi herhangi bir şeyi yapmak için yeterlidir. O istediği an istediğini dileyebilir. Onun iradesi ile hiçbir şey karşılaştırılmaz. Kelam Evrende insanlar düşündüklerini dile getirmek için sözcükleri kullanır. Dile ihtiyaç duyar. Ancak Allah'ın dile ihtiyacı yoktur. Kutlu kelamını iletmek için sese ya da sözcüklere ihtiyacı olmaz. O istediği an istediğini iletme konusunda sonsuz bir güce sahiptir. Mesajını iletebilmek için uygun koşullara ya da bir araca ihtiyacı yoktur. Tekvîn Evrende ve ölümden sonraki yaşamda Allah tek başına yaratıcıdır. Evrende yaratma kudreti yalnızca ona ait. Bir başka varlık, bir başka mahluğu tek başına var edemez. Allah'ın Sıfatları Nasıl Ezberlenir? Allah'ın iki kategori altında toplam on dört tane olan sıfatlarını ezberlemek bazen zor olabilir. Bu durumda hem çocuklar için hem de ezberleme konusunda güçlük çeken kimseler için bazı ilahiler bulunur. Bu ilahiler aracılığı ile Allah'ın sıfatlarını ezberlemeniz daha kolay olur. 2- Kıdem Allah Teâlâ'nın varlığının başlangıcı olmamasıdır. Allah Teâlâ'nın varlığının evveli yoktur. 3- Beka Allah Teâlâ'nın varlığının sonu olmaması, daima var bulunmasıdır. Allah Teâlâ'nın varlığının sonu yoktur. Hiç yok olmaz. 4- Vahdaniyyet Allah Teâlâ'nın bir olması demektir. Allah Teâlâ'nın zatında, sıfatlarında ve işlerinde ortağı, benzeri yokdur. 5- Muhalefet-ün lil-havadis Allah Teâlâ'nın sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah Teâlâ, zatında ve sıfatlarında hiçbir mahlûkun zât ve sıfatlarına benzemez. 6- Kıyam bi-nefsihi Allah Teâlâ'nın, başka bir varlığa ve hiçbir mekâna muhtaç olmadan zâtı ile kaim olması demektir. Allah Teâlâ zâtı ile kaimdir. Mekana muhtaç değildir. Madde ve mekan yok iken O var idi. Zîra her ihtiyactan münezzehdir. Subûti Sıfatları Sıfat-ı Sübutiyyesi 1- Hayat Allah Teâlâ'nın hayat sâhibi olması demektir. Allah Teâlâ diridir. Hayatı, mahlûkların hayatına benzemeyip, zatına layık ve mahsûs olan hayat, ezelî ve ebedidir. 2- İlim Allah Teâlâ'nın her şeyi bilmesi, ilminin her şeyi kuşatması demektir. Allah Teâlâ herşeyi bilir. Bilmesi mahlûkâtın bilmesi gibi değildir. 3- Sem’ Allah Teâlâ'nın her şeyi işitmesidir. Allah Teâlâ işitir. Vâsıtasız, cihetsiz işitir. İşitmesi, kulların işitmesine benzemez. 4- Basar Allah Teâlâ'nın her şeyi görmesidir. Allah Teâlâ görür. Aletsiz ve şartsız görür. Görmesi göz ile değildir. 5- İrâdet Allah Teâlâ'nın dilemesi vardır. Dilediğini yaratır. Her şey Onun dilemesi ile var olur. 6- Kudret Allah Teâlâ, herşeye gücü yeticidir. Hiçbir şey O'na güç gelmez. 7- Kelâm Allah Teâlâ'nın harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Teâlâ söyleyicidir. Söylemesi alet, harfler, sesler ve dil ile değildir. 8- Tekvîn Allah Teâlâ yaratıcıdır. Ondan başka yaratıcı yoktur. Her şeyi O yaratır. Yüce Rabbımız Kur’an-ı Keriminde kendisini daha iyi anlayıp kavrayabilmemiz için bir takım sıfatlarla nitelendiğini bize haber vermiştir. Bu sıfatları daha iyi değerlendirebilmek için üç kısımda ele almamız gerekir. I. Allah’ın Zâtî Sıfatları Bu sıfatlar yalnızca Allah’a mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz 1- Vücûd Allah’ın var olması demektir. Onun varlığı kendindendir, var olması kendi zâtının varlığı gereğidir. Diğer varlıklar gibi kendisini var edecek bir başkasına ihtiyacı yoktur. Zaten başkasına muhtaç olan ilâh olamaz. Allah’ın varlığı her şeyden öncedir. Halbuki etrafımızda gördüğümüz bütün varlıklar sonradan meydana gelmiştir. Sonradan var olanlar, adından anlaşılacağı üzere bir başkası tarafından var edilmişlerdir; yani bunlar var olabilmeleri için Allah’ın kendilerini var etmesine muhtaçtırlar. Yüce Allah kendisinden olan bu varlığını devam ettirmek için de hiç bir yere ihtiyaç duymaz. Onun yok olduğu hiçbir an düşünülemez. 2- Kıdem Allah’ın varlığının ezelî olması, başlangıcının evvelinin, öncesinin olmaması demektir. Hiçbir şey yok iken, bu evren yaratılmadan önce de O vardı. Allah’ın varlığı şu anda, önceki tarihlerde başlamıştır demek asla doğru olmaz. Böyle bir tarih vermek ancak sonradan olan varlıklar için söz konusudur; çünkü onlar önce yok iken sonradan varolmuşlardır. "O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir." Hadid Sûresi 3. âyet. 3- Bekâ Allah’ın sonsuza deşin ebedî olarak varolması demektir. Allah ezelden beri varolduğu gibi sonraya doğru da, ebediyen varolacaktır. Onun için yokluk, yok olduğu an düşünülemez. Bu ancak sonradan bir başkası tarafından var edilenler için söylenebilir; çünkü onlar önce yok iken, sonradan varolmuşlardır. " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabb’ımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." Rahmân Sûresi 26-27. âyetler. 4- Vahdaniyet Allah’ın bir ve tek olması demektir. O zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olup eşi, benzeri ve ortağı olmayandır. İslâmiyet Allah’ın tek oluşu inancı üzerine kurulmuş bir dindir ve bu özelliği ile diğer ilâhî dinlerle aynıdır. " Ey Muhammet deki Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." İhlâs Suresi 5- Kıyam Bi-nefsihi Varlığının kendisinden olması demektir. O varlığı için bir iken Allah kendi zâtının gereği olarak vardı. Varolması varlığını devam ettirmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah dilerse onları var eder, varlıklarını devam ettirir, dilerse yok eder. " Allah, Ondan başka tanrı olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." Al-i Imran Sûresi 2. âyet 6- Muhâlifetün li’l - Havâdis Sonradan olanlarla benzememek demektir. Allah sonradan varolan varlıkların hiçbirine benzemez. Biz Onu nasıl düşünürsek düşünelim, O bu düşündüklerimizden, hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır ve hiçbirisine benzemez. "Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." Şûra Sûresi 11. âyet II. Allah’ın Sübûtî Sıfatları Bu göreceğimiz sıfatların benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlara verilmiş olsa da, Allah’ın kendisine has olan bu sıfatları sınırsızdır ve herhangi bir vasıtaya muhtaç değildir. 1- Hayat Allah’ın diri ve canlı olması demektir. Allah ezelî ve ebedî olan hayat ile diri ve canlıdır. Onun için ölüm, uyku, dalgınlık, gaflet gibi şeyler asla düşünülemez; çünkü bu ve benzeri şeyler eksikliktir, güçsüzlüktür. O daima hayat sahibidir. " Ölümsüz, diri olan Allah’a güven, Onu özenerek tesbih et." Furkan Sûresi 58. âyet. 2- İlim Allah’ın her şeyi bilmesi demektir. Evrendeki hiçbir şey Onun bilgisinin dışında değildir. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi ezelîdir, sınırsızdır, hiçbir şey Onun ilminin dışında meydana gelmez. İnsanların ilmi ise, sonradan kazanılan, belli ve sınırlı bir ilimdir. " Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi olan Allah’a göre, aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek gecenin karanlığına gizlenip gündüz ortaya çıkan arasında fark yoktur." Râd Sûresi 9-10. âyetler. " İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter." Al-i Imran Sûresi 23. âyet 3- İrade Allah’ın dilemesi, istemesi demektir. Allah, dilediği gibi hükmeder, istediğini yapar ve bunları yerine getirmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hür serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz. Evrendeki her şey Onun bu sıfatı ile yaratılmakta ve meydana gelmektedir. "Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir." Nahl Sûresi 40. âyet. 4- Kudret Allah’ın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesi demektir. Allah’ın evrende dilediği gibi hükmetmesi, tercihini kullanmaya gücünün, kudretinin yetmesi demektir. Allah’ın sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen kudreti ve gücü vardır. Onun ezelî olan güç ve kudretinin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Dilerse bu evren gibi daha bir çok evrenler yaratmağa gücü yettiği gibi, yaratıkları bir anda yok etmeğe de gücü yeter. Yıldızlara, aya, güneşe bakarak bu gücün büyüklüğünü, sınırsızlığını, ebediliğini daha iyi kavrarız. "Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmağa, her şeye güç yetirmeğe kâdirdir." Bakara Sûresi 20. âyet. 5- Semi Allah’ın her şeyi işitip duyması demektir. Onun işitmesine hiçbir şekilde sınır ve kısıtlama yoktur. İnsanlar belli şiddetteki sesleri işitebilirler. İşitmek için bir takım araçlara ve organlara sahip olmak gerekir. Arada hava olmasa, insanlar birbirlerini duyamazlar. Allah’ın işitmesi doğrudan doğruyadır. Bu türlü araçlara, organlara ihtiyacı yoktur. "Şüphe yok ki Allah işitendir, bilendir." Bakara Sûresi 181. âyet., "Bilin ki, Allah işitir ve bilir." Bakara Sûresi 244. âyet. 6- Basar Yüce Allah’ın her şeyi görüp gözetmesi olmak demektir. Onun görmesinden hiçbir şey uzak ve gizli değildir, göremeyeceği hiçbir şey ve yer yoktur. Onun görmesine uzaklık, yakınlık veya aşırı aydınlık gibi yaratıklarla ilgili şeylerin hiçbir şekilde etkisi olmaz. Her yerde olup biten her şeyi görür, bilir ve anında haberi olur. "Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür." Enfal Sûresi 244. âyet. 7- Kelâm Yüce Allah’ın konuşması ve söylemesi olmak demektir. Allah’ın konuşması, sese ve harflere ihtiyaç duymadan olur. Bu ezelî ve ebedî olan sıfatı ile peygamberlerine söylemiş emirler vermiş yasaklarını bildirmiştir. İşte böylece ilâhî kitaplar meydana gelmiştir. Yüce Allah’ın konuşamaması, dilsiz olması asla düşünülemez. "Allah Musa’ya da hitap ile konuştu." Nisa Sûresi 169. âyet. 8- Tekvin Yüce Allah’ın yoktan var edip yaratması demektir. şu evrende var olan ve varlığını devam ettirmekte olan her şeyi O, ezelî ve ebedî olan tekvin sıfatının gereği olarak yaratmıştır. Allah’ın yaratmak, yaşatmak, rızkları vermek, bol bol nimetler ihsan etmek, ödüllendirmek, cezalandırmak, affetmek, öldürmek, diriltmek gibi bütün işleri bu sıfatının gereğidir. "Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda Ona döneceksiniz." Rûm Sûresi 11. âyet. III. Allah’ın Fiilî Sıfatları Yüce Allah’ın fiilî sıfatları pek çoktur; bunların hepsini saymak mümkün değildir. Ancak bunlara birkaç örnek vermekle yetinelim. Halk Yaratmak demektir. Bütün varlıkları yaratan Hz. Allah’tır. Hiçbir mahlukun herhangi bir şeyi yaratmağa gücü yoktur. İnşa Yoktan var etmek demektir. Evrendeki tüm varlıkları yoktan var eden Yüce Allah’tır. Yaratıklarınsa yoktan var etme gücü yoktur. İbda' Yüce Allah'ın, aslı ve benzeri olmaksızın icat etmesi demektir. İhya Yüce Allah’ın diriltmesi demektir. Bir yaratığa can verip onu yaşama ulaştırmak, diriltmek ancak Allah’a mahsustur. İmate Yüce Allah’ın öldürmesi, hayata son vermesi demektir. Bir yaratığa can veren Hz. Allah dilediği zamanda onun yaşamına da son verir. Terzîk Yüce Allah’ın rızk vermesi demektir. Allah Rab ol-masının gereği sayısız çeşit ve ihtiyaçta olan mahlukatın rızkını da yaratır. O, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için muhtaç oldukları besinleri yoktan var edip onlara sunar. Kullara ait fiillerin yaratılması 26 Nisan 2012 Ehli Sünnet şöyle dedi Kullardan ve bütün canlılardan zuhur eden fiiller yüce Allah'ın yarattığı ... Devamı »

allah ın yaratma sıfatı ile ilgili ayetler