DokI. Halil Can AKGÜN Dünyanın dört bir yanında izlerini bulabileceğimiz, insanın evren ile ilişkisi olan Şamanizm, insanlık tarihi kadar eskidir. Şamanizm, genellikle Sibirya halklarının dinsel inanışlarını anlatan bir deyim olup, Kuzey Asya halkları arasında “büyücü, sihirbaz” anlamına gelen Şaman kelimesinden türemiştir. Çok büyük bir coğrafyaya yayılmış olan ve Orta Asya kültür tarihinin, önemlisi de Türk kültür tarihinin bir bölümünü oluşturan Şamanizm, insanlık tarihinin en kadim inanç biçimleri arasında bulunmaktadır. Tüm dünyada farklı şekillerde ortaya çıkmış ve varlığını sürdürmüştür. Şaman inancının Orta Asya coğrafyası ile birlikte anılmasının sebebi bölgenin kültürünün oluşmasında büyük etkisinin olmasıdır. Bunun yanında Keltler’den, Kızılderililere, Türklere ve Moğollara kadar daha birçok çok kavmin kültüründe ve inanç yapısında kendini göstermiş ve halen daha göstermektedir. Şamanizm’e karşı son yıllarda artan ilginin, hem sosyal camiada hem de akademik camiada, yazılan çizilenlerin artması eskiye duyulan ilginin ve atalara olan saygının de bir göstergesidir. Şamanizm’in en eski şekline göre, öbür dünya aşağıdaki dünya ile aynıdır. Aslında bu tüm inanç sistemlerinde olan ikili dikonomi ile aynıdır. Şaman inancında ışık âlemi olan gök’ün ve aşağı dünyanın birçok katmanı vardır. En yaygın inanç şekline göre gök’ün 17 katı dahi olabilir Rasonyı, 197129. Ziya Gökalp Şamanizm’i daha önce maderi totemizm devrinde bir din’ olduğunu, “Toyunizm”den sonra sihir mahiyetine girerek “kehanetin ve ruhani Tababetin” ismi olduğunu ve Türklerin dini değil sihri bir sistem olduğunu belirtmektedir Gökalp, 197640. Şamanizm inancında en önemli oldu Şaman’dır. Şaman kavramı üzerinde oldukça fazla çalışma yapılmıştır. Şaman kelimesi genellikle büyü, sihir yapan ve uygulayan kişiyi belirtmek amacıyla büyücü, sihirbaz anlamında kullanılır. Şamanlar uyguladıkları yöntemler ile hastaları tedavi etmişlerdir ve bu sayede şifacı olarak anılmışlardır. Şaman sözü Tunguzca bir söz olup Tunguzca’dan Rusça yolu ile Batı bilim dünyasına geçmiştir Gömeç, 199840. “Şaman” kelimesini Türkler ve Moğollar kullanmazlar İnan, 200074. Türkler, Şaman kelimesi yerine Kam’ı kullanırlar Rasonyı, 197128. Şaman, Şamanizm’e bağlı topluluklar arasında onu din olarak yaşayan ruhlarla insanlar arasında bağlantı kuran bir nevi din adamıdır Buluç, 1948310. Şaman ayini ve törenlerini yapanlara ve ruhlarla insanlar arasında bağ kuranlara eski Türkler genellikle “Kam” der İnan, 200072. Avrupa’da hâkimiyet kuran Hunlar zamanında Ata-kam ve Eş-kam adlarında iki kişiden bahsedilmesi Avrupa Hunlarının da din adamlarına Kam denildiğini göstermektedir Gömeç, 200382. “Kam” kelimesi şaman kelimesinin Altay Türkleri arasında kullanılan eş anlamlısıdır. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lugat-it Türk adlı eserinde “kam” kelimesini şamanın karşılığı olarak “kâhin” anlamında kullanmıştır Kaşgarlı Mahmud, 1992157. Yusuf Has Hacib “ İster tabip getir, ister kam; ölmekte olana hiçbir fayda vermez” sözleriyle aslında kam kelimesini tam olarak büyücü ve sihirbaz anlamında kullanmıştır Yusuf Has Hacib, 199187. Yusuf Has Hacip aynı zamanda, Kutadgu Bilig adlı eserinde kamları “otacılar” tabipler ile bir tutmuş; kamların insan toplulukları için faydalı kişiler olduğunu belirtmiştir İnan, 200072. Şamanların Özellikleri Şamanizm’in en büyük özelliği nüfuz ettiği bölge halkının ruh âlemine bürünme yeteneğidir. Şamanlık, ruhun gezip dolaşması, tanrılarla bağlantı kurması konusunda, eski Türk halklarının doğaya atfettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş, ona yeni unsurlar ekleyerek bütün bir maneviyat âlemini belirli bir kadro içine almayı başararak adeta bir din havası kazanmıştır Kafesoğlu, 1999289. Şamanlık kabiliyeti ve bilgisi ırsidir, babadan oğula geçer. Müstakbel şaman bunun için babasından ders almaz, irşat olunmaz, bu meslek için hazırlanmaz Güngör, 2002267; Eliade, 199939; Radlof, 1976233. Şamanların geneli saldırgan ve melankolik adamlardır. Bir ailede çocuklardan biri şaman olma belirtileri göstermeye başlarsa, büyükler derhal bunun önüne geçmeğe çalışırlar. Çünkü şamanın kazancı çok az olur, çok zaman ücretsiz ayin yapar. Evladından biri şaman olursa, aile bir işçi kaybetmiş olur İnan, 200076. Bu durumda herkesin şaman olması beklenemez. Şaman olabilmenin en büyük şartı bir kamın neslinden gelmektir. Şaman olacak çocuk, daha çocukken hastalıklı ve dalgındır Eliade, 199939. Aileden gelen şamanlığın ilk belirtileri şaman adayının aniden hastalanması ve yoğun baş ağrısı nöbetleri geçirmesidir. Şaman olacak çocuğa güç birdenbire gelir. Atalarının kuvvetiyle şaman olarak tespit edilen şahıs, uzuvlarında birden bire bir gevşeklik hisseder, bu hal yoğun bir titreme ile etkisini gösterir. Kuvvetli ve doğal olmayan esneme başlar, göğsünde bir baskı hisseder, birdenbire şiddetli ve garip seslerle bağırmak ihtiyacı duyar, sıtmalı gibi titrer, gözleri döner, birdenbire yerinden sıçrayarak deli gibi etrafta dönmeye başlar, nihayet ter içerisinde yere yuvarlanır ve çırpınmalarla kramp içerisinde kıvranır Radlof, 1976233. Nihayet günün birinde davulunu alıp çalmağa başlar ve artık sakinleşip kendine gelir. Şamanların kendilerine göre asıl öğretmenleri, bir takım özel ruhlar ile ata ruhlarıdır Radlof, 1976234. Bu ruhlar, şamanları belirli kurallara göre yetiştirmektedir. Bunun yanında şamanlık yetkisi Tanrı tarafından da verilmektedir. Gök Tanrı’nın insanlarla, ruhlardan oluşan elçiler vasıtasıyla konuşması ve şamanın gök seyahatini ruhların refakatinde yapması Sarıkçıoğlu, 198391 şamanlık kabiliyetinin Tanrı ve ruhlar aracılığıyla verildiğini göstermektedir. Buna göre hiyerarşik bir düzenin olduğu anlaşılmaktadır. Türkler, Şamanların harikulade insanlar olduklarına, ruhlar, gizli güçler ile ilişki kurup onlara istediklerini yaptırabildiklerine inanırlardı. Hatta şamanlar Gök Tanrı ile de temasa geçip ondan mesajlar getirebilen şahsiyetlerdi. Gelecekten haber veren, hava şartlarını değiştiren, felaketleri önleyen yahut düşmanlarına musallat olan, hastaları iyileştiren, göğe çıkıp uçabilen, ateşte yanmayan Türk Şamanları incelendiğinde bunların Türk veli imajına çok benzedikleri görülecektir Ocak, 199711. Şaman Elbisesi Şamanların kendilerine has kıyafetleri vardır. Her şamanın kendine özel bir cübbesi, külahı, davulu ve maskesi mevcuttur Güngör, 2002267. Cübbe ve davulun vasıfları ve biçiminin, kamın hizmetinde bulunduğu ruh tarafından bildirildiğine inanılmaktadır Güngör, 2002267. Şaman inancın da kamlar, kutsalla olan ilişkilerini yerine getirirlerken veya dini ritüellerin uygulanışı sırasında kendilerine özel kıyafetler kullanırlar. Şamanlar ayinleri sırasında hayvan derisinden bir göğüslüğü olan açık cübbe ve üzerinde dağ tavuğu tüyü bulunan kırmızı bir külah giyerler Radlof, 1976234. Şamanlar ruhları kovmak için, elbiselerine bir takım ağaç dalları, hayvan kemikleri ve püsküller takardı. Bunların arasında kollara, sırta takılan küçük zil ve çıngıraklar bulunurdu. Çeşitli sesler çıkararak ruhları ürküten madeni eşya, şamanın zırhı sayılırdı. Çıngırakların üst kısmında küçük yaylar bulunurdu. Bunlar da yine zırhın bir parçası olarak kötü ruhlara karşı silah vazifesi görürdü. Şamanın giydiği elbise, kötü ruhlara karşı onu bir maske gibi muhafaza etmektedir Donuk, 19889-10. Şamanların ayin yaparken giydikleri kıyafetlerine cübbe denir. Şamanlığa namzet olan genç staj gördüğü müddet içinde, cübbe giymez, ayinleri adi elbisesiyle yapar. Geleneğe uygun bir cübbe hazırlamak pahalıya mal olduğu için bazı kamlar, ruhlarının özel müsaadeleriyle, birkaç yıl cübbesiz ayin yaparlar. Fakat cübbesiz kamlar kötü ruhlara karşı fazla cesaret gösteremezler. Bunun içindir ki her kam ne yapıp yapıp şaman kıyafeti elde etmeğe çalışır İnan, 200091. Şaman olacak kişinin cübbeyi temin etme şekli biraz farklıdır. Şaman adayı akraba ve dostlarından yardım ister. Onlar da şaman adayına cübbe ve davul için gerekli olan malzemeyi armağan ederler. Malzeme hazır olduktan sonra kadınlar toplanıp cübbeyi dikerler İnan, 200091. Cübbenin hazırlanmasının ardından şaman bir ayin yaparak cübbeyi ruhların beğenisine sunar Buluç, 1948314. Koruyucu ruhlar cübbeyi incelerler, beğenirlerse cübbe ayin yapmağa yarar; beğenmezlerse eksikleri tamamlanır İnan, 200092. Şaman cübbesi, altmış kadar muhtelif parçadan oluşur. Cübbenin esas kısmı meral veya beyaz koyun derisinden yapılan ceketten ibarettir. Başka parçalar bu cekete dikilir. Bu parçalar şamanların ruhlar dünyasında bulunduğunu tahayyül ettikleri bütün varlıkların sembolleridir İnan, 200092. Külahın esas kısmı üç karış uzunluğunda kırmızı kumaştan olur, etrafına da üç tane düğme konulur. Astarı kaba ve adi kumaştır. Külahın üç yerine vaşak derisi dikilir; bunlardan biri göz, biri alın ortası, biri de ense hizasına konulur. Göz üzerindeki kısma türlü türlü boncuklardan diziler konur. Külahın alın kısmı da süslenir. Külahın tepe kısmı beyaz koyunyününden örülmüş kalın kaytanla doldurularak zikzak şeklinde dikilir; ortasına dokuz düğüm kabartma yapılır. Külahın ense kısmı aynı dikişle doldurulur İnan, 200092-93. Şamanların ayin yaparken kullandıkları bir diğer malzeme şaman davuludur. Ayin için elbisenin önemi yoktur, fakat şaman davulu önemlidir ve bu olmadan ayin bir kuvvet ifade etmez Radlof, 1976234. Şamanların davul sahibi olmaları koruyucu ruhlarının emriyle olur. Hiçbir şaman kendi arzı ve isteğiyle davul yaptıramaz; yaptırdığı davulu koruyucu ruh veya ruhlar tarafından kabul edilmedikçe kullanamaz İnan, 200094. Şaman, şamanlık için gerekli bilgiyi atalarından aldıktan sonra davulunu kullanmayı, ruhları çağırmayı öğrenir Radlof, 1976232. Davul tüngür daire veya yumurtamsı biçimde olur. Davulun kasnağı tercihen kayın veya sedir ağacından yapılır. Davul yapılacak ağaç obadan uzakta bitmiş, insan ve hayvan dokunmamış temiz ve sağlam olmalıdır. Davul yapıldıktan sonra ardıç ağacı yakılıp tütsülenir, ruhlara şarap serpilir İnan, 200094. Davulun derisi ise geyik veya dağ keçisi derisindendir. Davulun iç kısmında tahta kenarın uzunluk mihveri boyunca takılmış değnek şeklinde bir sap vardır. Bu sap, kollarını uzatmış ayakta bir insan şeklinden ibarettir. Buna davul sahibi manasında “tüngür asi” derler Radlof, 1976235. Bunun üzerinde pek çok demir parçacıkları ve levhacıkları olup bunlar, davul sallanırken kuvvetli ses çıkarırlar. Bundan başka sapa kırmızı ve mavi renkte ve atalar tarafından takdis edilmiş şeritler iliştirilmiştir. Ayrıca davul derisinin hem iç hem de dış kısmında kırmızı ve beyaz şekiller çizilmiştir. Bunlar şamanist dünya görüşü ile kurban merasimlerini aksettiren şekillerdir. Bu resimler yerdeki bazı mevcudat ile gökteki efsanevi varlıklara aittir. Sağda ay, solda güneş resmi onların üzerinde de birçok yıldız vardır. Ayrıca Ülgen’in kızlarını tasvir eden resimler ile kuş, geyik, at, ağaç vs. şekiller de bulunur. Bunlardan başka ayin icra edilen bir sahne de resmedilmiştir İnan, 200096. Her davul, şamanın ölümünden sonra ormana götürülüp parçalanır ve bir ağacın dalına asılır; şamanın ölüsü de bu ağacın yanına gömülür. Şamanın defni esnasında hususi ayin ve merasim yapılmaz, ilahiler de okunmaz. Şamanlar, mümkün olduğu kadar, obadan ve yollardan uzak bir tepeye hayvan sürülerinin yaklaşamayacağı yere defnedilir İnan, 200095. Davulun tokmağı da davul ve cüppe gibi özel törenle hazırlanır. Bu tokmak kayın ağacından yahut sığın geyik boynuzundan yapılır. Şaman, davulu sol eliyle sapın ortasından tutar, sağ eline de “orbu” adı verilen tokmağı alır. Tokmak ağaçtan yapılmış olup, bazen oldukça ustalıkla oyulmuştur. Tokmak kendisi yassı, üzeri davula vurulduğunda boğuk ses çıkmasını temin etmek için keçe ile onun da üzeri, kıllı hayvan derisiyle samur, kakım veya tavşan derisi kaplanır İnan, 200095. Şamanların Görevleri Kamların geleneksel Türk dini içerisinde belli bir konumları vardır. Ancak onların faaliyetleri, statüleri ve fonksiyonları sınırlıdır Günay, 2003120. Şamanların başlıca vazifesi ruhlarla temas kurmaktır Güngör, 2002266. Kamların, Tanrı veya tanrılar ile insanlar ve ruhlar arasında aracılık yapma yeteneğine sahip olduğuna inanılmaktadır. Toplumda ölüm ve hastalık gibi birçok kötülükler ruhların işi olarak görülmektedir. Onların, trans esnasında ruhları hükümleri altına alabildikleri; ölülerle ve tabiat ruhları ile bağlantı kurabilecekleri, hastalanan yani ruhları çalınan Anadolu’da bugün hala çalınma durumu köyler de ve yüksek mezralarda yaygındır kimselere şifa temin edebilecekleri, ateşe hâkim olabilecekleri, dertlilerin şikâyet ve dileklerini dinleyerek onlarla Gök Tanrı ve öteki kutsiyetler arasında aracılık yapabilecekleri kabul edilmekteydi. Onların toplumsal hayattaki önemleri ölümlerinden sonra kendilerine gösterilen saygıda da devam etmiş ve kamlar ölümlerinden sonra ailenin ve kabilenin koruyucuları sayılmışlardır. Ancak onlar, toplumsal hayatın ve hatta toplumun dini yaşayışının tamamına hiçbir şekilde hâkim olamamışlardır Günay, 2003123-130. Şamana ancak kısırlık veya zor doğum gibi ruhlarla temasa geçilmek suretiyle halledilebilecek zor meselelerde müracaat edilir. Şaman, bazen ölenin ruhunun geri dönmesini önlemek için cenaze törenlerine çağrılır, yeni evlileri kötü ruhlardan korumak için düğünlerde de hazır bulunur Eliade, 1999213-214. Şamanizm’e göre yeryüzünde bulunan bazı kötü ruhlar insan vücuduna girerek iç organları yemek ya da insan ruhunu çalıp yeraltına götürmek suretiyle insanı hasta eder. Bu durumda şaman kötü ruhlarla anlaşmaya çalışır ve bazen ruhu bir hayvanın vücuduna girmeye ikna ederek hastanın iyileşmesini sağlar. Bazı durumlarda ise şaman yer altı dünyasına inerek hastanın ruhunu çalan kötü ruhları bularak onlarla anlaşır ve şartlarını yerine getirerek çalınan ruhu geri getirir Eliade, 1999214. Şaman çok zor durumlar da bir felaket anında da genelde çağrılır. Şaman geldikten sonra atalarından felaketin sebebini anlamak için haber getirmek amacıyla kısa bir ayin yapar. Bu iş bitince sebebi bildirerek ne yapılması gerektiğini söyler Radlof, 1976236. Şamanlar ata ruhlarından aldıkları kuvvet ve ilham ile ruhların hangi tabiatta ve huyda olduklarını, nelerden hoşlandıklarını, hangi cins kurbandan memnun kalacaklarını bilirler. Şamanlar iyi ruhların insanlar için faydalı yönlerinin devamını sağlamaya, kötü ruhların zararlı faaliyetlerini önlemeğe çalışırlar Sarıkçıoğlu, 198394. Şamanist Türk boylarının ayin ve törenlerini iki kısma ayırmak mümkündür; 1 Önemli günler de yapılması gerekli ayinler, 2 Tesadüfî olaylar dolayısıyla yapılan özel ayin ve törenler Eberhard, 199676. Sonuç Eski Türklerin dini hayatları ve inanışları üzerinde ortaya atılan tezlerden biri Türklerin Şamanizm’i din olarak kabul etmiş olmalarıdır. Bu konuda birçok araştırma yapılmış, yapılan araştırmaların sonucunda araştırmacıların bir kısmı Şamanizm’in Türklerin dini olduğunu belirtirken diğer kısmı ise bunun tersi görüşü benimsemişlerdir. Batılı bilim adamları, Türklerin dini sistemlerine “Şamanizm” demekle aslında büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Bunun sebebi bozkır kavimlerini özellikle de Türkleri yakından tanımıyor olmaları idi. Eski Türkler dinle iç içe bir yaşam sürmüşlerdir ve genellikle birçok dinin mensubu olmuşlardır. Toplumun gelişmesini sağlayan en önemli unsuru din oluşturmuştur ki Türkler mensubu oldukları dinlere ve o dinin diğer topluluklar içerisinde ki mensuplarına da katkıda bulunmuşlardır. Eski Türk dini, Gök dini, Gök Tanrı merkezli, onun etrafında şekillenmiş, tamamen kendine özgü bir monoteizmdir. Türkler yaratıcıyı “Tengri” kelimesi ile ifade etmişlerdir. Tengri, eski Türk inancında, tek yaratıcı olarak din sisteminin merkezinde yer almaktadır. Eski Türk vesikalarında çoğu kez “Kök-Tengri” adı ile zikredilmektedir. Bundan yola çıkarak eski Türk inancına “Kök-Tengri Dini” adı verilmiştir. Eski Türk dini içinde cinlere, ruhlara emir veren, sihri bir inanç sistemi olan Şamanizm ve şamanlık meselesi Türk kültür çevresinde tartışılan önemli bir konudur. Temelde ruhi hastalıkların tedavi edilmesinde kullanılan Şamanizm din gibi algılanmasına rağmen din değildir. Şamanizm Türk kültür araştırmaları çevresinde hala önemini koruyan bir konudur. Kendine uygun yöntem ve teknikleri kullanan Şamanizm yaygın olarak Orta Asya ve Sibirya’da kendini göstermiş olup günümüzde de etkileri hem bahsi geçen coğrafya da hem de oradan etrafa yayılan halklar ve onların etkiledikleri halklar arasında etkisini devam ettirmektedir. Anadolu’da görülen örf, adet, gelenek ve göreneklerimiz içerisinde Şamanizm’den ya da Gök-Tanrı dininden kalma bazı kalıntıları görmek mümkündür. Şamanizm’in etkilerinin günümüzde yaşıyor olması din olarak Şamanizm’in kabul edildiği anlamının çıkarılmasını gerektirmez. Aksine, dini hayat içerisinde devam etmesini kültür hayatımız açısından değerlendirmek daha doğru olacaktır. Bugün birçok mecrada bu konu hakkında çok fazla kirli bilginin olması ve özellikle yayın organları aracılığı ile şaman inancının ve eski Türk dininin farklı şekillerde anlatılamaya çalışılması maalesef üzücüdür. Meseleye taraf olarak bakmaktansa “nerede o eski bayramlar” dercesine eski Türk yaşantısını ve geleneklerini merak edip araştırmalı yaşatabildiklerimizi yaşatmalıyız. Halil Can AKGÜN Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans Öğrencisi. İletişimhalilcanakgunn Not Bu makale; Yörükçe Dergisi, Yaz 2018 3. sayısında yayınlanmıştır. Kaynak KAYNAKÇA ♦ BULUÇ, S. 1948. “Şaman”, İslam Ansiklopedi, C. XI, ♦ DONUK, A. 1988. “Eski Türk Dini Şamanizm mi idi?”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, III/14, s. 7-11. ♦ EBERHARD, W. 1996. Çinin Şimal Komşuları, Çev. Nimet Uluğtuğ, AnkaraTTK Basımevi. ♦ ELİADE, M. 1999. Şamanizm, Çev. İ. Birkan, Ankaraİmge Yayınları. ♦ GÖKALP, Z. 1976. Türk Medeniyeti Tarihi, Haz. İsmail Aka-Kazım Yaşar Kopraman, İstanbulKültür Bakanlığı Yayınları. ♦ GÖMEÇ, S. 2003. “Eski Türk İnancı Üzerine Bir Özet”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Sayı 33’ten Ayrıbasım, s. 79-104. ♦ GÖMEÇ, S. 1998. “Şamanizm ve Eski Türk Dini”, PAÜ Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı4, s. 38-50. ♦ GÜNGÖR, H. 1998. “Eski Türk Dininin İsimlendirilmesi Üzerine”, Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. ♦ GÜNGÖR, H. 2002. “Eski Türklerde Din ve Düşünce”, Türkler, C. III, s. 261-282. ♦ GÜNGÖR, Ü. 2003. Başlangıçlarından Günümüze Türklerin Dini Tarihi, İstanbulRağbet Yayınları. ♦ İNAN, A. 1976. Eski Türk Dini Tarihi, İstanbulKültür Bakanlığı Yayınları. ♦ İNAN, A. 2000. Tarihte ve Bugün Şamanizm, Materyaller ve Araştırmalar, AnkaraTürk Tarih Kurumu Yayınları. ♦ KAFESOĞLU, İ. 1992. “Asya Türk Devletleri”, Türk Dünyası El Kitabı, s. 111-125, 127-145. ♦ KAFESOĞLU, İ. 1999. Türk Milli Kültürü, İstanbulBoğaziçi Yayınları. ♦ KAŞGARLI Mahmud 1992. Divanü Lugati’t-Türk, ÇevBesim Atalay, Cilt III, Ankara. ♦ OCAK, A. Y. 1997. Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Menakıbnameler, AnkaraTTK Yayınları. ♦ ÖGEL, B. 1979. Türk Kültürünün Gelişme Çağları, AnkaraKömen Yayın Dağıtım. ♦ RADLOF, W. 1976. Sibirya’dan Seçmeler, Çev. Ahmet Temir, İstanbulMilli Eğitim Basımevi. ♦ RASONYI, L. 1971. Tarihte Türklük, AnkaraTürk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları. ♦ SARIKÇIOĞLU, E. 1983. Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbulBayrak Yayımcılık. ♦ Yusuf Has Hacib, 1991. Kutadgu Bilig, ÇevR. AnkaraTDK Yayınları. misafir - 6 yıl önce Şaman, İlk olarak XIII. da kullanılmış olan "şaman" sözcüğünün eski Türkler tarafından kullanılmadığını öncelikle belirtmek gerekir. Eski Türkler’de şaman sözcüğü yerine "Kam" sözcüğü kullanılmıştır. Eski Türkler’de dini törenleri yöneten kişiye "Kam" denildiği, eski Çin kaynaklarından anlaşılmaktadır. Türkler’in günümüzde "şaman" anlamında kullandıkları Kam sözcüğü, araştırmacılara göre en az 5. bu yana yaşamaktadır. Uygurca’da şaman, "hastalıkları gideren, acıları dindiren, çılgınlıkları, saraları yatıştıran, hastalara ilaç yapan kimse" anlamında, "otacı" diye anılmıştır. Çin kaynaklarına göre, Kırgızlar’da şamanın adı Gan’dır. Altaylılar şamana Kam, kamların yönettikleri törenlere de "kamlama" demişlerdir. Moğolca’da şamanın karşılığı ise Böge’dir. Fakat Orhun Yazıtları'nda ve ele geçen Göktürkçe yazılı metinlerde ne "din adamı" anlamında, ne de "şaman" anlamında Kam sözcüğüne rastlanmadığı gibi, hiçbir belgede şamanlıkla ilgili açıklamalara rastlanmamıştır. Şaman inanışına göre yeryüzünde yaşayıp, alt ve üst dünyaya yolculuk yapar. Şifacı, ruhların öte dünyaya gitmesine yardım eder. Evleri kötü ruhlardan korur. Davulu transa geçmesini sağlayan ve özel bir yöntemle yapılan en önemli aracıdır. Yardımcı, koruyucu ruhları vardır, onlar şamana öte alemlere yolculuğu sırasında yol gösterirler. Türk şamanların en önemli yardımcı ruhları körmös'lerdir. Körmösler ölmüş şamanların ruhlarıdır. Şükrü Burbar İle Şamanizm ve Şaman Davulları Dünyanın birçok bölgesinde kendini gösteren Şamanizm’in aktarıcıları hiç şüphesiz şamanlardır. Onlara bahşedilmiş şamanlık yetileri dâhilinde, hastalıkları iyileştirmek, ölen adamların ruhunu öteki dünyaya götürmek, evlere musallat olmuş kötü ruhları uzaklaştırmak, büyü ve efsun yapmak, kısırlığı tedavi etmek, fal bakarak gelecekten haber vermek, avın bol olmasını sağlamak gibi birçok görevleri vardır. Şamanlar bu görevlerini ayinler eşliğinde icra ederken, davul, çıngırak, komus, kıl kopuz, flüt vb. birçok enstrüman kullanırlar. Bu enstrümanlardan en çok tercih edileni ise davuldur. Kökeni çok eskilere dayanan davul, şaman için sıradan bir enstrüman olmayıp çok fonksiyonlu sihirli bir müzik aletidir. Her biri şamanın dünya görüşünü, düşünce yapısını, mitolojileri yansıtması açısından önem arz eder… Söyleşimizde, Şaman davulu hakkında ayrıntılı bilgi verilecektir. Etkinliğimiz Ücretsizdir. Rezervasyon gereklidir. Tel +902122966446 mail info web Türk ve Orta Asya Şamanizminin şifa gelenekleri arasında daha çok şaman davulu ön plana çıkar. Şaman davulu aracılığıyla ruhunuzla iletişim kurabilirsiniz. Astral seyahatler yapabilirsiniz. Çeşitli vizyonlar görerek ruhun yoluna girebilirsiniz. Şaman davulu tinseldir. Şaman, davulu ile bir bütündür ve onunla evlidir… Hatta Orta Asya’da Şaman ve davulu arasında tiyatral bir gösteri ile evlilik yapılır. Bu yüzden davul kutsal aşktır. Şaman ritüeline başlamadan önce atalarını, rehberlerini davet eder… Davula her vuruşta yolculuk başlar, her vuruşta rehberler, şamanın kalbinden geçeni diğerine aktarır, merkezde hep sevgi vardır. Enerji, davulun titreşimi ile şamanları beş duyunun ötesine ulaştırır… Hiçbir bir vizyon göremeyen şamanın bile bedeni şifalanır, çünkü bedendeki her organın titreşimi yükselir… Bazı mesajların daha sonra rüya yoluyla geldiği gözlemlenmiştir… Sesin Gücü Biliminde sanatında yaşamında kabul ettiği en önemli şey sestir… Beden ve zihin Alfa dalgasına geçince zihnimizin yarattığı karmaşadan öze doğru açılır kapı… Eğer bir şaman davulunuz varsa onu süs olarak almayın çünkü onun bir enerjisi var, onunla buluşacak yüce bir kalbe, aşkla çalacak ruha ihtiyacı var… İster kendinizi şifâlandırın ister diğer kalplere şifâ dağıtın bunun için bir şaman olmanıza gerek yok, yaptığınız şeyi farkında olarak yapmaya ihtiyacınız var… Bugün hem yeni çağ şifacıları hem de popüler kültür yoğun bir şekilde şamanizme ve davula yönelmekte… Bunu şamanizmin ve doğanın ruhunun yeniden keşfedilmesine hizmet eden güzel bir yol olarak görüyorum. Sizler de harika bir şaman ritüelleri uygulayıcısı olabilirsiniz. Anadolu Şamanizmi Ne Kadar Biliniyor? Dikkat ederseniz Avrupa’da şamanik çalışmalar bizden çok çok ileride… Türkiye’de de Kam davulu gittikçe bilinmeye başladı. Çünkü ülkemizin de artık uyanışa ve yeni bir anlayışa ihtiyacı var. Bizim diğer şaman kültürlerine, özellikle Güney Amerika şaman kültürüne ve uygulamalarına saygımız var. Ancak Şamanizm ülkemizde düne kadar bu kültürlerin altında ilerledi ve hala çok popüler. Binlerce kişi bu öğretilerin kitaplarını okudu, seminerlerinin bilgisini aldı. Enerjisini hissetti… Bu kötü bir şey değil tüm öğretiler, ritüeller bir birinin devamı gibidir… Fakat şimdiye gelirsek ANADOLU ŞAMAN KÜLTÜRÜ’nü özümüze yakın olanı keşfetmemiz gerekiyor… Öz kültürümüzde orta Asya’dan çıkan bu ateş, Anadolu Ozanları, Fatma Anaları, Kam Analar, Dedeler, Bilge Kam Şamanlar tarafından Güney Amerika Şamanizminden çok daha kadim ve eskidir… Ve bizler enerjimizi Orta Asya ve Anadolu’dan almaktayız… Bakın Lûviler ne diyor… Onlar tarihte ışık insanları, ışıklar olarak geçiyor. Bugün de çağ Işık İşçileri çağı değil midir? Birçok spritüel çalışma yapan kişi kendisine ışık işçisi demektedir. Çünkü yolumuz ve dermanımız ışıklardır. Bizler dünyanın en kadim topraklarına, enerjisine, tarihine ve mitlerine sahip ülkeyiz… Elbetteki diğer kültürler çok kıymetlidir gönlümüzde. Ancak bu iş biraz kendi içinize dönmenize benzer. Ne ararsanız kedinizde arayın demiş ozanlar. Burada yapacağımız şey de atalarınızın, dedelerinizin, ninelerinizin izlerini takip etmek. Eminim her birinizin köklerinde doğa tabanlı bir kültürel geçmiş, Şamanizim, kam kültürü var. En basit bilinen kurşun dökme hanginizin ailesinde yok ki? Daha birçok şifacı atalarımız bugün bizlere uyanın mesajını vermekte! Niçin uyanın? Kendimizi bulmak, sevmek, doğamızı korumak ve onu yaşatmak için. Çevremizdeki insanlarla ben değil BİZ’ olmak için… Ve paylaşmak için… Çocuklarımıza, gençlere bu yüce mirası anlatmak, taşımak için… Yeni Çağ Filmleri Bakınız bugün popüler kültür vizyonu da çocuklara çizgi film ve popüler fantastik filmlerle mesaj veriyor. Bu izlediğimiz filmlerin geneli Şamanizm ile ilgili… Şamanlar vizyon sahibidir, geleceğe yolculuk yapan kozmik yolculardır… At, geyik, kaz, kartal gibi erk hayvanları ile üst âlemlere uçan kimdir? Bilgiyi getiren, gerektiği zaman savaşçı, kahraman olan ateş, su, hava, toprak elementi ile çalışan yine şamanlardır. Bu bilgiler yeni değil, kök şamanizm de Mu’dan beri biliniyor… Şimdi bu anlayış fantastik filmlerle birlikte eski mitolojik bilgilerle harmanlanmış gözümüzün önünde sürekli… Süpermen, Harry Potter serisi, Yenilmezler serisi, Alice Harikalar Diyarında veya Miyazaki filmleri… Harry Potter Asası, ne demek? Asa bir şaman, eren erkidir… Şamanlar erk dediğimiz gücünü aldığı birçok nesneye sahiptir. Modern toplumlarda taraftarı olunan takımların güç totemleri gibi şamanların totemleri de bazen bir kartaldır bazen davuldur. Bazen asa, bazen tüy, bazen yıldız objeleri, kıyafetindeki ayna, takılar ve çeşitli koruyucu semboller… Korunma Sembolleri, Tılsımlar Mesela atalarımız kıyafetlerine, yatak başlarına, yastık kenarlarına çengelli iğne takarlar. Bu tamamen negatif enerjilerden korunmak içindir. Negatif enerji çengelli iğne içine sıkışır. Veya varlıklar çengele yakalanmaktan çekinir kişiye musallat olmadan gider. Bu koruyucu bir tılsımdır. Örneğin popüler kültürde Thor’un çekici Mjollnir miyolnir mesela… Mitolojide gök gürültüsü ya da şimşek tanrısı Bu çekiç bir savaşçının yani şamanın kamçısıdır, erkidir… Bizim Türklerin Yada taşı gibi… Aynı şeyi Harry Potter da felsefe taşı ve asasında görebilirsiniz. Bunlar sayabileceğim birkaç örnek… Peki bu filmleri kim hazırlıyor? Yeni Çağa Köprü Olmak Yeni çağa teknolojik devrime hazırlanan yapay zekaların olduğu bir döneme yaklaşıyoruz. Halihazırda üst rehberler bu mesajı vermekte… Bizlerin görevi bu geçişte anlayışımızla, bilgilerimizle farkındalığımızla yeni bilinçteki çocuklara doğayı sevgiyi, hatırlatmak, köprü olmaktır… İşte şamanizm belki de bu yola köprü olmak için uyanmıştır… Bizim görevimiz hem kök şamanlığını anlamak hem de modern toplumları anlamaktır. Yeni Çağ Çocuklarını Anlamak Bu çağda en çok çocuklar bizleri ilgilendiriyor. Bir geçiş ve ara dönemdeyiz. Birlikte birçok şeyi deneyimliyoruz. Dünyaya yeni gelen çocuklar da çok farklılar. Talepleri düşünceleri eskiler gibi değil. Onların çoğu görevli, dönüştürücü çocuklar. Örneğin çocuğunuz kılıç istiyorsa onun ilerde savaşçı bir ruha sahip olacağını görebilirsiniz. Veya fantastik bilim kurgu filmler seviyorsa onun göksel uzayla ilgili ilerideki yeteneklerinin ipuçlarını bulabilirsiniz… Şaman Davulu Şimdi tekrar şaman davuluna gelmek istiyorum. Davul Şamanın ruh eşi ve bütün ruhlarla iletişim kurma aracıdır. Yazımın başında dediğim gibi şamanlar davula her vuruşunda enerji yayılır… Seremoni öncesi rehberler davet edilir… Enerji demek ışık ve şifa demektir… Şaman davulu şifadır… Öz kültürümüzde vardır… Bizde kam davulu, tüngür, tef, diye de bilinir… Tüngür eskiden kız çocuklarına verilen bir isimdi. Kelime anlamı olarak Peri olarak da bilinir. Tüngürün Şamanlar için anlamı çok farklıydı, çünkü bir diğer anlamı da doğaüstü güçlere sahip olan çok güzel, becerikli kadın demekti. Davula verilen bu dişil özellik çok önemlidir. Bu yüzden şamanlar için davulları onların eşleri gibidir… Yaşam Ağacı Şamanların sırra-erme rüyalarından birçoğu, “Dünyanın Merkezine” Yaşam Ağacının, Evrenin Ruhu “Kaynak”ın bulunduğu yere doğru yapılan mistik bir yolculuk içermektedir. Şaman, davulunun kasnağını bu ağaçları Yüce Varlığın bu iş için özel olarak düşündüğü bir daldan yapar. Bu simgenin anlamı bizce içinde yer aldığı inançlar yumağından açıkça belli olmaktadır. Örneğin, kayın ağacı şamanlar için çok kutsaldır. Kayın ağacı ismi bugün yaşamımıza kayın-baba, kayın-birader olarak da girmiştir. Ağaçlar bilinçaltımızda insan ve ailedir, enerjidir. Bu yüzden davul kasnağı da şamanlar için çok önemlidir. Şaman Nasıl Seçilir? Anadolu şamanizmi bugün yeniden canlanıyor. Rüyalarında mesaj alan ve rüyaları çıkmaya başlayan birçok kişi merak ediyor. Şamanik yola çağrı alıp almadığını… Prof Dr. Fuzuli Bayat’ın Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı kitabından şamanın yola çağrılışıyla ilgili bir bölüm paylaşıyorum. “Şamanın, rastgele seçilmediğini, çağrı başlamadan önce adayın gelecek­ten haber veren rüyalar görmesinde, çoğu kez toplumdan uzaklaşmasında gö­rebiliriz. Bunlara Şamanlık görevine çağrılmadan önceki ön belirtiler demek de mümkündür.” “Çağrı azap, ağrı ve zorla kabul ettirme gibi açık bir karakter arz eder. Ecdat Şaman veya yeraltı ruhla­rı tarafından gönderilen çağrıyı geri çevirmek imkansızdır. Şamanlıkta bu bir kader ve alın yazısı olarak değerlendirilir. O bakımdan çağrıyı kabul etmeme veya geri çevirme deli olmaya, sakat kalmaya ve ölmeye eşittir. Kısacası çağ­rı, adayın fiziksel ve ruhi sınavıdır ve seçilmiş aday, çağrıyı kabullenmek zo­rundadır. Şunu da özellikle kaydetmekte yarar vardır ki, çağrı, rastgele yapılmaz. Şamanlık görevine çağrılan insanda doğuştan bu sanatın yetenekleri gizlidir. ” “Çağrı, en iyi Şamanlar için 3’ten 5 yaşa kadar, orta düzey­de olan Şamanlar için 5 yaştan 9 yaşa kadar olan dönemde, zayıf Şamanlar için ise 12- 18 yaş arası başlar. Bundan sonra fiziki ve psikolojik değiş­meler, sarsıntılar, azaplar başlar. Şamanlıkpratiğini yürüten çağdaş Türk Şamanları da çağrının yaş bölümünü tasdik etmektedirler.” “Etnografik literatürde Şamanlığa davet 6 ile 50 yaş arasında, bazen daha erken gerçekleşir. Bu durumda Şamanlıkta belli bir yaş sınırının olmadığı gö­rülmektedir ki bu da çağrının özel bir durum sergilediğine işarettir.” Şamanik Çağrı ve Şaman Hastalığı “Çağrıyı gönderen ruhları iki kısma ayırmak mümkündür A- Göğün ışıklı ruhları, Dağ ruhu veya Yeraltı dünyasının kötü ruhları kendilerine hizmet edecek Şamanarayışı için toplumdan birini seçerler. B- Ecdat Şamanın ruhu kendi soyundan birini Şamanlık görevi için seçer. Bu seçim kalıtsal Şaman öğesi ile ilgili çağrıdır. Çağrı ve çağrı sırasında yaşananlar ilmi literatürde Şaman hastalığı adı ile bilinmektedir ve bu süreç parçalanıp yenilmeye kadar devam eder.” “Şamanlıkla bağlı bir takım öğeler Şaman olma, Şamanın işlevleri, ölüp dirilme, Şaman definleri vs. masallarda, destanlarda ve halk edebiyatının diğer türlerinde transformasyon edilerek korunmuştur. İslam’dan sonra halk sufizminin oluşmasında nasip almaktan, çile çıkarmak­tan, erkana alınmaktan, dara durmaktan, dardan indirilmekten, eren kültünden tutun Türk ta­savvufunun hemen hemen bütün katmanlarında Şaman dünya görüşü görülmektedir.” “Şaman statüsüne geçiş ritinin aşağıdaki merhaleleri kapsadığını tespit etmek mümkündür çağrı hastalık toplumdan kenarlaştırma yalnızlaşma fiziksel sınav zihinsel açılma eğitim yeni varlığa transfarmasyon topluma dönüş Okuyucuya Not Bu paylaşımımın amacı burada bahsedilenlerden bir ya da bir kaç tanesi size uyuyorsa şifası gelmiş demektir. Yapmanız gereken kendi kültürünüzü, atalarınızı, rehberlerinizi ve ruhunuzu takip etmek… Şamanizm tinsel bir doğa inancıdır… Toprak Ana ve Gök Babanın izinde Yıldız Tohumlarının ışığını yakmaya geldik. Hepimiz birbirimize ışık oluyoruz. Ve hepimizin şifanız içinizde. Sevgi ve saygımla Şaman Davulu Vurmalı sazlar grubundadır. Şaman davulu yapım aşamasındayken, sıradan bir çalgı meydana getirmek için şekillendirilmemektedir. Onun belirli özellikleri olan ve şamanı tanımlayan, şamanın karakterini yansıtan bir ağaçtan, belirli işaretlerin ve yaşanmışlıkların karşılığı olarak şekillendirildiği söylenebilir. Eliade, şamanın rüyalarında evren ağacının bulunduğu mekânlara yapılan ruhani yolculuklar yaptığını söyler ve “davulunun kasnağını bu ağaçtan Yüce Varlığın bu iş için özel olarak düşürdüğü bir daldan yapar” ifadesinde bulunur Eliade, 1999 200. Yakut şamalarında ise davul yapımı için uygun ağacın seçilimi için Eliade; “üstüne yıldırım düşmüş bir ağacın seçilmesi tasfiye edilir.” tanımını yapmıştır Eliade, 1999 201. Davullar tungur daire veya yumurtamsı bicimde olur. Davul yapmak için kayın ağacı yahut sedir moş ağac, deri, madeni süsler ve kıl sicimler kullanılır. Davul yapılacak olan ağaç, obadan uzakta bitmiş, insan ve hayvan dokunmamış temiz ve sağlam olmalıdır. Altaylılar davul tokmağına orbu, Yakutlar ise bulaayah derler. Bu tokmak kayın ağacından yahut sığın geyik boynuzundan yapılır. Davul üzerindeki motiflerin anlamı için de şunlar söylenebilir Her şaman, yaşadıklarını ve deneyimlerini belirli objelerle ilişkilendirerek davulun üzerine resimsel olarak aktarır. Bu çizimler, atalardan alınıp gelecek nesillere aktarılmış ve zamanla kalıcı semboller haline gelerek şamanist efsanenin bir parçası haline gelmiştir. Her sembolün farklı bir anlamı ve şamana kattığı farklı bir gücü vardır. Yörükan, davul üzerindeki çizimlerin büyülü etkiler barındırmasıyla birlikte ne çeşit figürler içerdiğini şu şekilde tanımlamıştır; “Davulda ve elbisedeki bu resimler, sihri birtakım çizgilerden, raks manzaraları, hayvan ve ağaç resimleri, kaz, kurbağa, kurt, tavşan resimleri tezyinatından ibarettir.” Yörükan, 2014 76. Davul çizimlerinin çeşitli hayvan figürleri içermesi, şamanların doğaya ve hayvan ruhlarına saygı gösterdiklerini işaret etmektedir. Ayrıca şamanın davulunun ebadının büyüklüğü ve üzerine işlenen çizimlerin miktarı, şamanın ne denli güçlü olduğuna işaret etmektedir. Kaynakça Çoruhlu, Yaşar. 2002. Türk Mitolojisinin Ana Hatları. İstanbul Kabalcı Yayınevi. Eliade, Mircea. 1999. Şamanizm. Çev. İ. Birkan. Ankara İmge Kitabevi Yayınları. Yörükan, Yusuf Ziya. 2014. Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm. İstanbul Ötüken Neşriyat.

şaman davulu ne ise yarar