Cevap: Olayı bir topluluk önünde canlandırma esasına dayanan metinlerdir. Ortaoyunu, karagöz, komedi, dram gibi türler bu bölüme girer. Hayattaki olayları konu edinen, sahnede oynanmak amacıyla yazılan edebi eserdir. Tiyatro göstermeye bağlı bir güzel sanat dalı olarak “dramatik sanatlar”dan biridir. Roman ve hikâye
SınavlaraHazırlık Serisi 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI KONU BİTİRME KİTABI ISBN : 978 - 605 - 9553 - 87 - 2 Sevkiyat Adresi Başkent OSB Mahallesi 25. Cadde No: 15 Malıköy - Sincan / ANKARA 0531 300 20 48 - 0312 640 16 00 sevkiyat@ Yeri Ertem Matbaa Bu kitabın her hakkı saklıdır.
10 Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Proje (Yıllık Ödev) Konuları. • Göktürk Kitabeleri hakkında araştırma yapma, örnek metinler bulma, kitabelerin Türk edebiyatı ve tarihi açısından önemini araştırma. • Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lûgati’t Türk adlı eserini araştırma, eserin Türk edebiyatı ve
KonuyuPekiştirmeyi Unutma 👇0’dan 9’a Edebiyat Syf: 92 - 97 👉 Edebiyat Testra : 03 - 04 👉 https://bit.ly/3HOBJac📍Kasım
OnlineTest Çöz - 9. Sınıf Türk Edebiyatı Göstermeye Bağlı Edebi Metinler Testi Çöz 5. 1. SINIF TESTLERİ. 2. SINIF TESTLERİ. 3. SINIF TESTLERİ. 4.
r2TZSwV. GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBİ METİNLER Yaşanmış ya da tasarlanmış bir olayın olayın, durumun sahnede canlandırılması canlandırılmasına tiyatro denir. Tiyatro eğer doğaçlama değilse yani bir metne dayalı ise bu metinlere de "dramatik metinler" denir. Tiyatro genel olarak metne dayalı olduğundan yani tasarlanmış olduğundan güzel sanatların bir dalı olarak değerlendirilir. Tasarlanmış olan bu metinlerin amacı genel olarak anlatılanların sahnede canlandırılması için olsa da okunmak için yazılan tiyatrolar da vardır. Abdulhak Hamit Tarhan okunmak için tiyatro yazan ünlü sanatçılarımızdan birisidir. Türk Edebiyatında tiyatro geleneksel anlamda karşımıza çıkıyor Karagöz ile Hacivat, Ortaoyunu, Meddah ve Köy Seyirlik Oyunları Batılı anlamda tiyatro türü Türk edebiyatına ilk olarak Tanzimat ile girmiştir. Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" adlı eseri, Batılı anlamda tiyatronun edebiyatımızdaki ilk örneği kabul edilir. Daha önce yazıldığı söylenen Batılı anlamda tiyatro eserlerinin varlığı konuşulsa da yayımlanan ilk tiyatro eseri "Şair Evlenmesi" olduğu için ilk örnek kabul edilir. Bu dönemde hem nesir hem de manzum bir çok tiyatro eseri yazılmıştır. Tiyatro alanındaki çeviriler bu dönemde tiyatronun edebiyatımıza yerleşmesine katkıda bulunmuştur. Özellikle Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den yaptığı çeviriler bu kapsamda önemlidir. Modern anlamda tiyatro trajedi, komedi ve dram olmak üzere başlıca üç türe ayrılır.
⇒ Edebi metinlerin merkezinde yer alan “Olay çevresin oluşan metinlerde” olayların okuyucuya aktarılması iki şekilde olmaktadır Anlatmaya Bağlı ve Göstermeye bağlı edebî metin türleri şunlardırHikâyeRomanMasalFablDestanHalk HikâyeleriMesneviManzum Hikâye⇒ Anlatmaya bağlı edebi metinlerdeki olayların okuyucuya bir anlatıcı tarafından anlatılması durumu söz konusudur. Anlatıcı, olayları üç farklı bakış açısıyla okuyucuya aktarır1. Kahraman Bakış Açısı Olayların merkezindeki kişinin kendi ağzıyla olayları okuyucuya aktardığı bakış açısıdır. Olayları gördüğü kadarıyla ben ağzıyla aktarır. 2. Gözlemci Bakış Açısı Olayları bir kameraman gibi sadece gördüğü kadarıyla üçüncü ağızla aktaran bakış açısıdır. 3. İlahi Tanrısal-Hakim Bakış Açısı Gözlemci gibi olayların dışında kalıp olayları üçüncü ağızla aktaran ancak gözlemciden farklı olarak gördüklerinin dışında kahramanların zihnini okuyan, geleceklerini bilen anlatıcı bakış açısıdır. ⇒ Bu metinler “Olay, kişi, zaman ve mekan” olmak üzere dört yapı unsurundan Bağlı Edebi MetinlerROMANYaşanmış ya da yaşanabilecek olayların, insan ilişkilerinin ve psikolojisinin uzun bir şekilde yer ve zaman bağlamında anlatıldığı düz yazı şeklindeki edebi türe roman denir.→ Romanlarda yazarlar tarafından kurgulanmış gerçekler anlatılır.→ İnsanı en iyi tanıtan ve onun psikolojisini yansıtan tür romandır.→ Hikayeye göre daha kapsamlı ve uzun bir türdür.→ Dünyada ilk roman örneği Miguel de Cervantes tarafından yazılan Don Kişot’tur.→ Türk edebiyatında ilk roman örneği Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat-ı Fitnat adlı eserdir.→ Romanın Yapı UnsurlarıOlay Romanda olayların bir ana olay etrafında gelişip sıralanması ile oluşan yapı Olayları gerçekleştiren kahramanlardır. Kişiler hem fiziksel hem de ruhsal özellikleriyle betimlenir. Karakter Kendine özgü özellikleriyle ön plana çıkan kişidir. Tip Belli bir özelliği aşırı derecede yansıtan, simgeleşen Olayların geçtiği yerdir ve bu yer romanda tasvir edilerek okuyucunun zihninde Olayların geçtiği zaman ya da olayın başlangıcı ile sonu arasındaki süredir.→ Konularına göre roman türleriMacera Romanı Heyecanlı ve merak uyandırıcı olayları Romanlar Tarihi olayları ve kişileri Roman İnsanın iç dünyasını, bilinçaltını Roman Toplumsal sorunları, töreleri Kurgu RomanıFantastik Roman Gerçeküstü olay ve kişileri Roman Polisiye olaylar aksiyon-gizem Roman Toplumsal ya da siyasal bir konuyu tez içererek Roman Uzak ve yabancı ülkelerin doğa-insanlarını anlatır.→ Türk Edebiyatında Roman İlkleriİlk edebi roman İntibah – Namık Kemalİlk tarihi roman Cezmi – Namık Kemalİlk realist roman Araba Sevdası – Recaizade Mahmut EkremBatılı anlamda ilk roman Mâi ve Siyah – Halit Ziya Uşaklıgilİlk psikolojik roman Eylül – Mehmet Raufİlk köy romanı Karabibik – Nabizade NazımHİKAYEYaşanmış ya da yaşanması muhtemel olayların bir yazar tarafından okuyucuda heyecan, zevk uyandıracak şekilde kısaca anlatıldığı edebi metinlere hikaye ya da öykü denilmektedir.→ Hikaye, sade bir olay örgüsüne dayanır, genellikle tek mekanda az sayıda kişiye yer verir ve özlü bir anlatım barındırır.→ Dünya edebiyatında bilinen ilk hikâye örneği İtalyan yazar Boccaccio’nun Bokaçyo Decameron Dekameron adlı eseridir.→ Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i Rivâyât adlı eseri ilk hikâye örneklerindendir.→ Samipaşazade Sezai “Küçük Şeyler” adlı eseriyle edebiyatımızdaki Batılı anlamda modern hikâye örneğini vermiştir.→ Hikayeler “Serim, düğüm ve çözüm” olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.→ Hikayenin dört yapı unsuru olay, kişi, mekan ve zamandır.→ Türk edebiyatındaki ilk hikaye örneği Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet’dir.→ Batılı anlamda ilk hikaye örneğimiz ise Samipaşazade Sezai’nin Küçük Şeyler adlı kitabıdır.→ Hikayenin iki ayrı türü vardırOlay HikayesiHikayenin merkezinde bir olay vardır ve bu olaylar serim, düğüm, çözüm şeklinde olduğundan hikayede bir hareketlilik ve merak duygusu en üst en önemli temsilcisi Guy de Maupassant olduğundan bu hikayeler Maupassant tarzı hikayeler de en önemli temsilcisi Ömer Seyfettin’ HikayesiOlaydan çok hayattan alınan bir kesitin, durumun aktarıldığı bir başlangıç ve son olmadığından serim, düğüm, çözüm bölümleri sonu okuyucunun hayal gücüne en önemli temsilcisi Anton Çehov olduğundan aynı zamanda bu hikayeye Çehov tarzı hikaye de bu türde başarılı eserler veren sanatçılarımız Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal’ halk tarafından oluşturulup sözlü olarak yayılan, olağanüstü olaylarla süslenmiş ve gerçek dışı hayali olayların anlatıldığı anlatı türüne masal denir.→ Sözlü ürünler olan masallarda olağanüstü olaylar ve durumlar anlatılır.→ Olaylar ve kişiler hayal ürünüdür.→ Zaman ve mekan kavramına yer verilmez.→ Masallar mutlaka bir tekerleme ile başlar.→ Evrensel konuların işlendiği masalların eğitici bir yönü vardır.→ Masalların sonunda iyiler hep kazanır.→ Kahramanları insanlarla birlikte hayvanlar, cinler, periler ve devler gibi hayal ürünlerinden oluşur.→ Masallar “döşeme, serim, düğüm, çözüm ve dilek” olmak üzere beş farklı bölümden oluşur.→ Dünyadaki en meşhur masallar; Binbir Gece Masalları, Kelile ve Dimne, Grimm Kardeşlerin Masalları, Danimarka’da Andersen Masalları ve Fransa’da Perrault Masalları. FABLDaha çok manzum şeklinde yazılan insan dışındaki varlıklar arasında geçen hayali olayların anlatıldığı hikayelere fabl denir.→ Kahramanlar insan dışı canlı ya da cansız varlıklardır. Bu varlıkların kazandığı özellikleri türün anlatımını zenginleştirir.→ İnsan dışındaki varlıklara insani özellikler verildiğinden intak ve teşhis sanatlarını içerir.→ Bu türde birtakım hayvanlara bazı simgesel özellikler yüklenmiştir tilkiye kurnazlık, yılana sinsilik, koyuna saflık, karıncaya çalışkanlık gibi…→ Fabllar didaktik özellik taşır.→ Özellikle çocuklara ahlaki anlamda ders verme amacıyla ibretlik olaylar işlenir.→ Fabllar nazım şekilde oluşturulsa da zamanla nesir olarak da yazılmaya başlanmıştır.→ Fabl dört ayrı bölümden oluşmaktadır serim, düğüm, çözüm ve öğüt.→ Dünyada fabl türünün ilk örnekleri olarak Beydaba’nın Kelile ve Dimne adlı eseri kabul görür ancak fabl denildiğinde akla gelen ilk isim La Fonteine’dir.→ Türk edebiyatında ilk fabl örneği Şeyhi’nin Harname adlı milleti derinden etkileyen ve uzun yıllar iz bırakacak büyük bir savaş, doğal afet, göç, yiğitlik gibi durumların uzun bir şekilde manzum olarak anlatılmasına destan denir.→ Sözlü dönem ürünleri olan destanlar, milletlerin tarihini ve kültürünü yansıtır.→ Anonim olan destanlar, manzum eserlerdir.→ Gerçek ve olağanüstü olaylar iç içe girmiş bir şekilde anlatılır.→ Destan kahramanları seçkin kişilerden oluşur ve bu kişiler olağanüstü özellikler gösterir.→ Genellikle savaş, yiğitlik, doğa ve aşk gibi temalar işlenmektedir.→ Bu tür dünyada “Epope” ismiyle tanınır.→ Destanlar doğal ve yapay olmak üzere iki başlıkta DestanlarBir milletin başından geçen tarihi olaylar sonrasında halkın arasında kendiliğinden oluşan destanların oluşumu oluş sahası, yayılış safhası ve derlenme safhası olmak üzere üç aşamada meydana Yapma DestanlarBir milleti derinden etkileyen olayın bir sanatçı tarafından destani özelliklerle anlatılmasına yapay destan destanların oluşumları üç safhada değildir, sanatçısı ait önemli yapma destan örnekleri Çanakkale Şehitlerine -Mehmet Akif Ersoy, Üç Şehitler Destanı- Fazıl Hüsnü Dağlarca, Kuvayi Milliye Destanı- Nazım Hikmet Ran→ Türklerin tarihi destanlar açısından oldukça kabulünden önceki Türk destanları – YakutYaratılış Dönemi Er Tunga Destanı Destanı DönemiOğuz Kağan Dönemi Destanı DönemiTüreyiş DestanıGöç Destanıİslamiyet’in kabulünden sonraki Türk destanları Dönemi Satuk Buğra Han Kültür Dâiresi Manas Kültür Dâiresi Timur ve Edige ve Osmanlı Dönemleri a. Seyid Battal Gazi Destanı b. Danişmend Gazi Destanı DestanıDünya Edebiyatındaki Doğal ve Yapma DestanlarDoğal DestanlarYunan edebiyatı İlyada ve Odysseiaİran Edebiyatı ŞehnameFin Edebiyatı KalevelaHint Edebiyatı Mahabharata – RamayanaAlman Edebiyatı Nibelungenİngiliz Edebiyatı BeowulfRus Edebiyatı İgorİspanyol Edebiyatı La CidFransız Edebiyatı Chansen de RölandYapma DestanlarLatin Edebiyatı Aeneis VergiliusFransız Edebiyatı Henriade VoltairePortekiz Edebiyatı Os Lusiadas Camoensİngiliz Edebiyatı Kaybolmuş Cennet J. Miltonİtalyan Edebiyatı Kurtarılmış Kudüs T. Tasso – İlahi Komedya Dante – Çılgın Orlando AriostoHALK HİKAYELERİSözlü olarak halkın arasında yaşayan, çoğu zaman gerçeğe yakın aşk ve kahramanlık gibi olaylara dayalı hikayelere “Halk hikayesi” ya da “Halk öyküsü” denir.→ Halk hikayeleri, destan türünden modern hikayeciliğe geçiş ürünlerini oluşturur.→ Halkın ortak malı olan hikayelerdir.→ Anonimdir.→ Nazım-nesir karışık bir şekilde anlatılır. Olayların anlatıldığı yerler nesir, duyguların ifade edildiği yerler nazım şekilde aktarılır.→ Halk hikayelerinde çoğunlukla aşk ve kahramanlık konuları işlenir.→ Hikayeleri anlatan meddah ya da aşıklardır.→ Destanlara olağanüstü unsurlar daha azdır.→ Konularına halk hikayeleri üçe ayrılır aşk hikayeleri, dini temalı kahramanlık hikayeleri, destani halk hikayeleriMESNEVİİran edebiyatından Türk edebiyatına geçen Mesnevi, aruzun kısa kalıplarıyla yazılan, beyitlerle yazılan ve her beytin kendi arasında kafiyeli olduğu, genellikle bir olayın anlatıldığı nazım biçimidir.→ Mesnevilerin beyit sınırlaması bulunmamaktadır.→ Her konuda yazılabilen mesnevilerde daha çok aşk ve kahramanlık konuları işlenmiştir.→ Savaş konuları işleyen mesnevilere Gazavatname, bir şehrin güzelliklerini anlatan mesnevilere ise Şehrengiz denilmektedir.→ Aruzun kısa kalıplarıyla yazılan mesnevilerde her beyit “aa, bb, cc, dd…” gibi kendi içinde kafiyelenir.→ Bir şairin yazdığı beş mesneviye Hamse denir. Beş mesnevi yazan şair hamse sahibi olarak adlandırılır.→ Türk edebiyatında Ali Şir Nevai, Taşlıcalı Yahya Bey hamse sahibi şairlerdendir.→ Mesnevi ÖrnekleriAhmedi – İskendernameAşık Paşa – GaripnameSüleyman Çelebi – MevlidŞeyhi – Harname, Hüsrev ü ŞirinNabi – HayrabatFuzuli – Leyla ile Mecnun, Beng ü BadeŞeyh Galip – Hüsn ü AşkMANZUM HİKAYEYaşanmış ya da yaşanması muhtemel olayların kişi, zaman ve mekan unsurlar çerçevesinde oluşmasına hikaye, bu hikayelerin nazım şeklinde yani şiir biçiminde yazılmasına ise “Manzum Hikaye” denir.→ Hikayedeki bütün yapı unsurları olay, kişi, mekan, zaman manzum hikayelerde de bulunur.→ Manzum hikayelerde genellikle ders çıkarılabilecek olaylar işlenir.→ Nazım şekilde yazılan hikayeler daha dikkat çekici olduğundan öğüt verici olaylar bu tarzda anlatılmıştır.→ Konu olarak ahlaki, sosyal ve toplumsal konular işlenir.→ Manzum hikayeler beyit, dörtlük ya da bent halinde yazılabilir.→ Ölçü ve kafiyeye önem verilir.→ Tevfik Fikret ve Mehmet Akif Ersoy en başarılı örneklerini Bağlı Metinler PDF + VideoAşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebiyat Ders Notları PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla ÇEKEBİLECEK YAZILAR ⇒ PDF / Slayt ⇒ TYT Türkçe ⇒ AYT Edebiyat Notları PDF
OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLERİ TANIMA Bir olaya dayalı olarak meydana gelen edebî metinleri iki gruba ayırmak mümkündür Anlatmaya Bağlı Edebî Metinler ve Göstermeye Bağlı Edebî Metinler Anlatmaya Bağlı Edebî Metinler Bu metinler, bir olay veya durum çevresinde yer, zaman, kişi belirtilerek ve bir plan dahilinde olayların okuyucunun veya dinleyicinin zihninde canlandırılacak şekilde ifade edilmesiyle oluşur. Anlatmaya bağlı edebî metin türleri şunlardır Masal Destan Halk hikâyesi Mesnevi Manzum hikâye Hikâye Roman Göstermeye Bağlı Edebî Metinler Göstermeye bağlı edebî metinler, bir olayı seyircinin önünde canlandırmak için oluşturulan metinlerdir. Göstermeye bağlı edebî metinleri kendi içerisinde iki gruba ayırmak mümkündür 1. Geleneksel Tiyatro Modern tiyatrodan önce de var olan bu tiyatronun türleri şunlardır Karagöz Orta oyunu Meddah Köy seyirlik oyunu 2. Modern tiyatro Modern tiyatro türleri şunlardır Trajedi Komedi Dram Edebiyat alanı içerisinde yer alan metinler kesin çizgilerle olmamakla beraber sanat eserleri ve düşünce eserleri olmak üzere ikiye ayrılır. Sanat eserleri, sanatçıların duygu, düşünce ve hayal dünyasından beslenen, imge ve izlenimlerle zenginleşen eserlerdir. Şiir, masal, hikâye, roman, tiyatro, sinema vb. bu grupta yer alan eserlerdir. Herhangi bir konuda bilgi vermek, okuyucuyu aydınlatmak amacıyla yazılan makale, fıkra, deneme, eleştiri, söyleşi gibi eserlere düşünce eserleri denir. Öte yandan anı, günlük, mektup gibi türlerde sanatçının anlatımındaki üslubuna göre sanat eseri ya da düşünce eseri sayılabilir. Bunlardan sanat eserleri bir olay çevresinde gelişirse kendi arasında anlatmaya bağlı sanat eseri ve göstermeye bağlı sanat eseri olmak üzere ikiye ayrılır. Masal, destan, hikâye, roman, halk hikâyeleri anlatmaya; komedi, trajedi, dram Karagöz, meddah, orta oyunu gibi türler de göstermeye bağlı sanat eserlerini oluşturur. Anlatmaya bağlı eserler ile göstermeye bağlı eserlerin benzerlik ve farklılıkları Benzerlikleri 1. Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır. 2. Her iki türde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir. 3. Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer. 4. Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı başkişisi denir. 5. Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır. 6. Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere ya da dekorlara yer verilir. 7. Metinlerin bir yazarı vardır. Farklılıkları 1. Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahî bakış açısıyla, kahramanın bakış açısıyla ya da gözlemci bakış açısıyla anlatır. 2. Göstermeye bağlı eserlerde, sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz olaylar sahnede gösterilir. 3. Eserdeki olaylar aktör erkek oyuncu, aktris bayan oyuncu adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır. Sosyal yaşamın ve insan karakterinin eleştirisi yapılır. 4. Bu iki tür arasında kullanılan dil ve anlatım biçimi de birbirinden farklıdır. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir, bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır. ANLATMAYA BAĞLI EDEBİ METİNLERİ İNCELEME YÖNTEMLERİ Anlatmaya bağlı edebî metinler metin ve Zihniyet, metnin yapısı olay örgüsü, kişiler, mekân, zaman, metnin temasımetnin yazılış amacı, mesajı, dil ve anlatım, metin ve gelenek, anlama ve yorumlama, metin ve yazar açısından incelenerek değerlendirilir. A. Metin ve Zihniyet Edebî metinler, hangi dönemde, nasıl bir ortamda yazılmışlarsa o dönemin ve ortamın etkilerini, dönemin zihniyetini yansıtırlar. Zihniyet, bir döneme ait sosyal, siyasî, dinî, ekonomik, sanatsal ve kültürel hayatın duygu, anlayış ve zevk bütünüdür. Her metin, yazıldığı dönemin zihniyetini yansıtır. Bir metinde, metnin yazıldığı dönemin özellikleri metne sindirilmiş bir şekilde yer alır. Bu özellikler metinle bütünleşir. Bir metni incelerken metinden dönemin zihniyetine ait ipuçları tespit edilir. Oğuz Kağan Destanından alınan ve Oğuz Han’ın kırk günlükken tasvirini portresini yapan şu metne bir göz atalım “Öküz ayağı gibi idi sanki ayağı Kurdun bileği gibi idi sanki bileği Benzer idi omzu tıpkı samurunkine Göğsü de yakın idi koca ayınınkine ” Görüldüğü gibi Oğuz Han’ın ayağı öküz ayağına, bileği kurt bileğine, omuzu samurun omzuna, göğsü ayı göğsüne benzetiliyor. Bu destanın oluştuğu dönemde Türkler göçebe medeniyeti yaşıyorlardı ve avcılıkla geçiniyorlardı. Tabiatla iç içe olan toplumların benzetmeleri de tabiattaki güçlü varlıklarla ilgili olacaktır elbet. Bu bakımdan eserin yazıldığı dönem göz önünde bulundurulursa bu benzetmelerin tabiî olduğu görülür. Yine Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz Han, kağan olduğu zaman şu nutku söyler “Demir kargılar ile ilimiz olsun orman Av yerlerimiz dolsun vahşi at ile kulan Yurdumuz ırmaklarla, denizlerle dolsun Gökteki güneş ise yurdun bayrağı olsun Ülkemizin çadırı yukarıdaki gök olsun Dünya devletimiz, halkımız da çok olsun. ” Yukarıdaki nutuktan hareketle o dönem Türklerinin büyük ve zengin bir devlet hâlinde dünyaya egemen olma idealini tespit edebiliriz. Anlatmaya bağlı edebi metinler incelenirken metnin yazıldığı donemdeki hakim zihniyet. Metnin yazıldığı donemin sosyal, ekonomik, siyasi yapısı, dini inanışları, eğitim sistemleri, sanat anlayışı ve zevki kısacası bütün kültürel değerleri,sanatçının dönemin kültür ve sanat hayatıyla ilişkisi tespit edilir. Edebi eserlerdeki zihniyet dönemlere göre değişmektedir. İslam öncesi metinlerde hakim zihniyet olağanüstü fiziki güçlerle donatılmıştır. Destanlar kavimlerin ilk dönemlerine özgü zevk ve anlayışı dile getirir. Bu durum İslamiyet’ten sonraki eserlerde yerini dini inanışlara ve kahramanlıklara bırakır. Yani İslami hayat tarzı ve din için mücadele dönemi başlar. Türk edebiyatı, Tanzimat sonrası yeni bir medeniyet dairesinin içine girer. Doğuya has yaşama tarzından ve edebiyat anlayışından birdenbire Batılı yaşama tarzına ve edebiyat anlayışına geçilir. Böylece Batı dünyasında gelişen edebi akımların etkisi altına girilir. Tanzimat doneminde etkin bir şekilde kendini hissettiren romantizm, Servet-i Fünun doneminde yerini realizm ve natüralizm akımlarına bırakmıştır. Bu arada edebiyatımızda başlayan Doğu-Batı çatışması, hem yaşama tarzında hem de edebi eserin bünyesinde kendini kuvvetle hissettirir. Bu çatışma 1940′lı yıllara kadar en çok işlenen temalardandır. başından itibaren Türk dünyasında görülmeye başlayan milliyetçilik hareketleri, sosyal, bilimsel ve kültürel hayatta yankı bulmuş; edebiyat eserlerinde duru ve sade bir Türkçenin kullanılmasına özen gösterilmiştir. Bu doğrultuda edebiyatımız İstanbul’un sınırları dışına çıkmış, Anadolu’yu konu alan eserler kaleme alınmaya başlamıştır. B. YAPI OLAY ÖRGÜSÜ, KİŞİLER, MEKAN, ZAMAN *Metnin yapısını oluşturan unsurlar 1-OLAY Öykü kişilerinin başından geçenlere olay denir. Öyküde tek bir olay ele alınır. Bazen bu temel olaya bağlı küçük çaplı yan olaylar da olabilir. Ele alınan olayların gelişiminde mantıksal bir sıra izlenir. Olay oykülerinde, olay on planda olmasına karşın, durum öykülerinde olay ya ikinci plandadır ya da yok denecek kadar azdır. Anlatmaya bağlı edebi metinler incelenirken olay örgüsü çıkarılır ve olay örgüsünün gündelik hayattaki geçeklikle ilişkisi tespit edilir. Olay orgüsü Metinlerde olay, ya metindeki kişiler arasında cereyan eden ilişkiler ya da kahramanın iç çatışmaları sonucu ortaya olay sadece somut gerçeklik ve benzeri hususlarda olay orgüsü çerçevesinde orgüsü çıkarılırken bu hususlar dikkate alınmalıdır. Olay orgüsünün gündelik hayattaki geçeklikle ilişkisi Anlatmaya bağlı edebi metinlerde olay orgüsünün her zaman aynen yaşanması mümkün okuyucuda ya da dinleyicide estetik kaygı uyandırmak amacıyla günlük hayatta yaşanan olayların anlatılmasında estetik değil gerçeklik dile getirilmektedir. 2-KİŞİLER Öyküde anlatılan olayları veya durumları yaşayan kişilerdir. Öyküde kişi sayısı azdır. Sadece bir veya birkaç kişi vardır ve onun başından geçenler anlatılır. Öyküde olayları yapanlara ya da olaydan etkilenenlereöykünün kahramanları denir. Kahramanın kendine özgü ayırt edici özellik taşımasınakarakter niteliklerini abartılı bir biçimde üzerinde toplayan kişilere tip denir. Bu bakımdan her birey bir karakterdir fakat tip değildir. Tipler belirli bir zümreyi belirgin özellikleriyle temsil eden kıskançlık, cimrilik, korkaklık, vb. özellikleri taşıyan kişiler birer tiptir. Bazı metinlerde insan olan kahramanın yerini bir hayvan veya cansız bir varlık da alabilir. Olaylardaki rolüne gore kişiler iki gruba ayrılır Birinci dereceden kişilerOlayların akışında birinci derecede rol oynayan kişilerdir. İkinci dereceden kişilerOlayların akışında çok az veya dolaylı olarak etkisi olan kişilerdir. Anlatmaya bağlı edebi metinler incelenirken kişiler birinci ve ikinci kişiler belirlenir. Bu kişilerin fiziki ve ruhi portreleri ortaya konur, karakter ve tip olanlar tespit edilir. Bu kişilerin olay içerisindeki görevleri tespit edilir. 3-MEKAN Anlatmaya bağlı edebi metinlerde ele alınan olay belli bir yerde mekanda geçer. Bu yer, okul, hastane, bahçe, sokak olabileceği gibi insanın iç dünyası da olabilir. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde olayın daha iyi anlaşılabilmesi için yer ya da çevre, betimlemelerle tanıtılır. Ancak betimleme yaparken gereksiz ayrıntılara girmemek gerekir. Anlatmaya bağlı edebi metinler incelenirken olayın geçtiği mekanlar özellikleriyle birlikte tanıtılır. 4-ZAMAN Öyküde ele alınan olayın başladığı ve bittiği bir zaman dilimi mutlaka vardır. Olayların başlaması ile bitmesi arasındaki sürece zaman denir. Olaylar bu zaman dilimi içerisinde gerçekleşir. Bazı oykülerde olay veya durum son durumdan başa doğru gelişebilir. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde iki türlü zaman olayların yaşandığı,kişilerin içinde bulunduğu şimdiki zamandır. Buna gerçek zaman denir. İkincisi romandaki kişilerin geçmişini hatırlaması üzerine geçmişten içinde bulunan ana kadar geçen zamandır. Buna kozmik zamanadı verilir. Anlatmaya bağlı edebi metinler incelenirken olayları başladığı ve bittiği zaman belirtilir. Metindeki zaman ifadeleri tespit edilir. Bu zamanların gerçek zaman mı yoksa kozmik zaman mı olduğu belirtilir. C. TEMA Bir metinde yazarı yazmaya iten sebep metnin temasıdır. Anlatmaya bağlı edebi metinler incelenirken metne şu soru yöneltilir “Yazarı bu yazıyı yazmaya iten sebep nedir?” Bu sorunun cevabı metnin temasını verecektir. Metnin teması bulunduktan sonra temayı besleyen düşünceler, temanın sosyal hayatla, düşünce tarihiyle ve eserin yazıldığı dönemle ilişkisi tespit edilir. Son olarak temanın yorumlanması ve güncelleştirilmesi gerçekleştirilir; yani bugünkü yaşamdaki konumu belirlenir. D. DİL VE ANLATIM Anlatmaya bağlı edebi metinler dil ve anlatım yonünden incelenirken; -Anlatıcının bakış açısı ve ozellikleri, - Anlatmaya bağlı edebi metinlerde dilin hangi işlevlerinin on plana çıkarıldığı, -Metnin dilinin doğal dilden farklılığı, -Metindeki ses, kelime bilgisi ve cümle ozellikleri dikkate alınır. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde, yazar anlatma gorevin bir anlatıcıya yükler. Okuyucu bütün olup biteni bu anlatıcı aracılığıyla oğrenir. Bu anlatıcı kurmaca bir kişidir, gorevi kendi gibi kurmaca olan olay orgüsünü ve olay örgüsünde yer alan diğer ögeleri anlatmaktır. Yazar karakterlerden birini teşkil ediyorsa veya kendini hikaye kahramanlarından biri yerinde farz ediyorsa, olay birinci kişişahıs ağzından anlatılır. O zaman metin boyunca “geldim, görmüştüm, üzgündüm” gibi ifadeler kullanılır. Olay, olaya şahit olan biri veya hikayenin önemsiz bir karamanı, bir gözlemci tarafından anlatılabilir. Bu durumda olaylar üçüncü kişişahıs ağzından anlatılmış olur. Burada olayı nakleden kişi kendisinden söz ederken “yaptım, görmüştüm” gibi ifadeler kullanılır. Ancak asıl olay, üçüncü ağızdan “yaptı, görmüştü gibi ifadelerle anlatılır. Anlatmaya bağlı edebî metinler kurmaca ürünü olan metinlerdir. Masal, hikâye, roman vb. türler yazarın kurgusu sonucu oluşmuştur. Bu tür metinler anlatıcının bakış açısından ortaya konmaktadır. Anlatmaya bağlı edebî metinlerde genel olarak üç tür bakış açısı kullanılır. Bir başka ifadeyle anlatmaya bağlı edebi metinlerdeki birinci ve üçüncü kişili anlatımlar üç temel bakış açısına sahiptir İlahi Bakış Açısı Edebi metinlerde kullanılan en eski yöntemdir. Bu yöntemde sınırsız bir bakış açısı vardır. Anlatıcı, öyküde anlatılanların tamamını bilen bir varlıktır. Kahramanların gizli konuşmalarını, kafalarından ve gönüllerinden geçeni anlatır. Zaman zaman kendi yorumlarını ekleyebilir, açıklamalarda ve yargılarda bulunabilir. Öyküde ne kadar kişi varsa her birinin açısından olayları ayrı ayrı görmemiz sağlanır. Öyküyü kimi zaman hızlandırma, kimi zaman da yavaşlatma olanağı vardır. Kahraman Anlatıcının Bakış Açısı Bu yöntemde olayı anlatan “ben” vardır. Bu ben, öykünün kahramanı olabileceği gibi tanık ya da gözlemcisi olabilir. Olayları anlatan kişinin bilgisi, deneyimi, algılama ve yorumlama yeteneğiyle sınırlıdır. Olaylar ancak anlatıcının başından geçtiği ya da gözüyle gördüğü tanık olduğu biçimiyle anlatıldığından inandırıcılığı yüksektir. Gözlemci Anlatıcının Bakış Açısı Bu yöntemde olaylar dışarıdan görüldüğü biçimiyle nesnel bir tarzda aktarılır. Olaylar bize anlatılmıyor da kişinin gözünün önünde oluyormuş izlenimi verilir. Kişilerin duygu ve düşünceleri eylemlerinden çıkartılır. Kişiler ve iç dünyaları ile ilgili kendi söyledikleri ve davranışlarını dikkatle izleyerek bir fikir sahibi olunabilir. Bir edebi metinde birden fazla bakış açısıyla yazılmış bölümler bulunabilir. Aynı konu farklı biçimlerde anlatılır. Aynı manzarayı izleyenler farklı noktalara dikkat ederler; farklı biçimde konu olarak ele alınır. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde dil, bilinen özellikleriyle karşımıza çıkmaz. Anlatılanlar olayların durumuna göre yan anlamlarla zenginleştirilmiş bir özelliktedir. Kullanılan edebi dilin, metnin kaleme alındığı dönemin sosyal hayatına, edebi zevkine ve anlayışına göre değişkenlik gösterebileceğini de unutmayalım. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde kullanılan dilin ele alınan temayla ve verilmek istenen mesajla da doğrudan ilişkisi vardır. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde dil şiirsel işleviyle kullanılır. Ancak iletişim aracı metindir. Edebi metinler kendilerine özgü iletişim aracıdırlar. Bir gerçeklik yorumlanıp dönüştürülerek yeni bir gerçeklik ortaya konur. Bunun anlatılması da farklı bir dilgerektirir. Edebi metinler anlam bakımından da diğer metinlerden farklıdır. Çünkü yan anlam bakımından zengindirler. Bu da her okundukları zaman yeniden kurulma ve anlaşılma imkanını beraberinde getirir. E. METİN VE GELENEK Anlatmaya bağlı edebi metni geleneği içerisinde değerlendirme; 1. Metinle yazıldığı dönem arasında ilişki kurulur. 2. Okuduğu metnin önceki metinlerle ilişkisi araştırılır. 3. Tema, yapı, dil ve anlatım bakımlarından önceki metinlerle ilişki kurulur. 4. Metnin, kendisinden önceki metinlerden etkilenip etkilenmediği belirlenir. 5. Sanatçının gelenekle ilişkisi belirlenir. Kültür alanındaki etkinliklerin tümü geçmişten geleceğe uzanır. Sanatçılar geçmişten aldıklarını,kendi dönemlerinin zevk ve anlayışıyla,bilgi birikimiyle,duyarlılığıyla yoğurarak geleceğe taşır. Bütün sanat eserleri kendi aralarında bir düzen oluşturur. Bir bakıma bütünün parçaları durumundadır. Bu bakımdan geçmişi bilmeden yeni bir sanat eseri oluşturmak mümkün değildir. Sanatkar,geçmişte örüle örüle kendisine kadar gelmiş olan gelenekten yararlanır; döneminin zevkini, düşüncesini, duyarlılığını edebi eserin bünyesine yerleştirir. Eğer sanat gücü yüksek ise bu geleneği zenginleştirir. Edebi metinlerin büyük çoğunluğu kendi döneminin gerçekliğini ve düşünce hayatını yansıtır. Her metin, kendi tarzında daha önce yazılmış metinlerden yararlanır. Tanzimat dönemi romanları, daha once Türk edebiyatında roman ihtiyacını karşılayan mesneviden ve halk hikayelerinden etkilenmiştir. Tanzimat romancıları başlangıçtaBatı romanından etkilenseler bile daha sonra bu etkileşimin dışına çıkarak kendi roman tarzlarını oluşturmuşlar ve kendilerinden sonrakilere örnek olmuşlardır. F. ANLAMA VE YORUMLAMA Anlatmaya bağlı edebi metni anlama ve yorumlama; 1-Metnin anlamının nasıl oluştuğu açıklanır. 2-Metnin anlamının özellikleri belirlenir. 3-Metin yorumlanarak güncelleştirilir. 4-İncelenen hikaye, roman ve tiyatro metninin yapısı, anlatımı, teması birbiriyle ilişkilendirerek yorumlanır. 5-İncelenen metinde açıkça dile getirilmiş olanlarla, açıkça ifade edilmemiş olanlar anlam çevresinde ilişkilendirilir. 6-Seçilen paragraflarda -varsa- çok anlamlı söz ve söz gruplarının metinde kazandığı değerler belirlenir. 7-Yaşanan gerçeklikle metindeki gerçekliğin ilişkisi belirlenir. 8-Metnin her okunduğunda yeni anlam değerleri kazanıp kazanmadığı belirlenir. 9-Metnin okuyucuda uyandırdığı duygular belirlenir, bu duyguların özellikleri açıklanır. Edebi metinlerde dil, bilgi aktarmak veya oğretmek amacıyla kullanılmaz. Kelimeler, günlük hayatta, herkesin bildiği, alışılmış anlamlarıyla değil, yazarın okuyucuya sunmak istediklerine göre yeni anlamlar yüklenir. Bu bakımdan anlatmaya bağlı edebi metinlerle bilimsel metinler birbirinden metinlerde anlam herkes için aynıdır. Hiçbir yerde ve durumda değişmez; ancak edebi metinlerde, okuyucunun o anda içinde bulunduğu ruh hali, dünya görüşü, bilgi ve kültür seviyesi edebi metinin anlamını değiştirir. Çünkü edebi metinlerdeki sözler veya söz grupları yalnızca sözlük anlamlarıyla metinde yer almazlar; bulundukları bağlama göre anlam değeri kazanırlar. Edebi metinler yan anlam bakından zengindir. Kelimeler ve kelime grupları, metin içerisinde farklı anlamlar kazanır. G. METİN VE YAZAR Yazarın edebi yönüyle ilgili çıkarımlarda bulunma; ile metin arasındaki ilişki açıklanır. hayat hikayesi başta olmak üzere bilinen özellikleriyle metin arasında ilişki kurulur. Olay çevresinde oluşan edebi metinlerde, bazen yazar ile metin arasında benzerlikler bulunur. Roman, hikaye ve tiyatro eserlerinde karşımıza çıkabilecek bu özellik bir belge niteliği taşımaz. Olay çevresindeki edebi metinlerin tümü kurguya dayalıdır. Dolayısıyla gerçek hayat ornek alınarak yazılmış olsa bile bu yeniden kurgulanmıştır. Eğer yazar anlattıklarının birebir gerçek olduğu iddiasında ise zaten anlattıkları bizim konu aldığımız edebi metinlerin dışında tarih veya hatıra olarak değerlendirilir. Yakup Kadri Karaosmanoğlunun, Halide Edip Adıvarın roman ve hikayelerinde Kurtuluş Savaşı donemi öncesi ve sonrasıyla, Türk toplumundaki sosyal değişmelerle birlikte dile getirilir. Bu anlatılanlar dönemin gerçekliğinin yorumlanarak donüştürülmesidir. Bunlardan donemin sosyal ve siyasal hayatı oğrenilemez. Ancak yazarlar sanat dünyalarını bireysel deneyimleri ve donemlerinin gerçeklerinden hareketle oluştururlar. Bu da o dönemde kullanılan eşya ve gorünüşlerden yararlanmalarını gerekli kılar. Yazarların yaşadıklarından etkilenmeleri, olay çevresinde oluşturulmuş metinlerde bunları anlatmaları doğrudan doğruya değildir yaşadıklarını yenden kurgulaması ve yaşadıklarından yaptıkları seçki söz konusudur. Olay çevresinde oluşan edebi metinlerde belge niteliğinde yaşanmışlık yoktur; ancak yaşananlardan etkilenme söz konusudur.
Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 3 Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 3 Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler 3 Testi Çöz Tebrikler - Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 3 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%% Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir. Tamamlananlar işaretlendi. 12345678910Son Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 2 Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 2 Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler 2 Testi Çöz Tebrikler - Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 2 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%% Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir. Tamamlananlar işaretlendi. 12345678910Son Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 1 Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 1 Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler 1 Testi Çöz Tebrikler - Edebiyat Olay Çevresinde Gelişen Edebi Metinler Testleri 1 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%% Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir. Tamamlananlar işaretlendi. 12345678910Son
GÖSTERMEYE DAYALI EDEBİ METİNLER * Olayı bir topluluk önünde canlandırma esasına dayanan metinlerdir. * Ortaoyunu,karagöz,komedi,dram... gibi türler bu bölüme girer. TİYATRO Hayattaki olayları konu edinen, sahnede oynanmak amacıyla yazılan edebi eserdir. Tiyatro göstermeye bağlı bir güzel sanat dalı olarak “dramatik sanatlar” dan biridir. * Roman ve hikaye soyut olduğu halde, tiyatro somuttur. * Tiyatro metinlerindeki temel ifade biçimi “gösterme” ve “anlatma” dır * Tiyatro eserleri, konularına göre dram, trajedi ve komedi gibi türlere ayrılır. MODERN TÜRLER A- TRAJEDİ Seyirciye, hayatın acıklı yönlerini göstermek, ahlak ve erdemi anlatmak için yazılmış manzum eserlerdir. * Konusunu seçkin kimselerin hayatından ya da mitolojidenalır. * Kahramanları tanrılar, tanrıçalar ve soylu kimselerdir. * Kusursuz bir üslubu vardır. Kaba sözlere yer verilmez. * Eser baştan sona kadar ağırbaşlı, ciddi bir hava içinde geçer. * Çirkin olaylar, seyircinin gözü önünde gerçekleştirilmez, sahne arkasında gerçekleştirilir. Bu olaylar haberciler tarafından sahnede aktarılır. * Üç birlik kuralına uyulur. Yer, zaman, olay * Oyunda koroya yer verilir. * Ünlü trajedi yazarları; Eski Yunan; Aiskhylos, Eurupides, Sophokles. Fransız; Corneille, Racine. B- KOMEDİ İnsanların ve olayların gülünç yönlerini ortaya koymak, izleyenleri güldürmek ve düşündürmek amacıyla yazılmış tiyatro eseridir. * Konusunu, yaşanılan hayattan ve günlük olaylardan alır. * Kişiler halktan ve yüksek zümreden her çeşit insan olabilir. * Her türlü söze şakaya yer verilir. * Kişilerin her türlü davranışları sahnede gösterilir. * Birbirini izleyen diyalog ve koro bölümlerinden oluşur. * Manzum olarak yazılır. * Üç birlik kuralına uyulur. * Türün yazarları; Yunan - Aristophanes, Fransız - Moliere. C- DRAM Hayatı olduğu gibi acıklı ve gülünç yönleriyle sahnede göstermek için yazılan tiyatro eseridir. *Hayatı olduğu gibi yansıtır. Trajedi ve Komedi kaynaşmıştır. *Konusunu günlük yaşamdan ve tarihten alır. *Üçbirlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur. *Olaylar, çirkin dahi olsa sahnede gösterildiği gibi kişiler hangi sınıf ve halktan olursa olsun dramda yer alır. GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU TÜRLERİ KARAGÖZ Seyirlik halk oyunlarından olan Karagöz, bir gölge oyunudur. Oyunda Karagöz cahil halk tipini; Hacivat ise aydın tipini temsil eder. Geleneksel Türk Tiyatrosu ürünlerindendir. Manda ve deve derisinden yapılan resimlerin, bir ışık yardımıyla sahnedeki perdeye yansıtılmasıyla oluşur. Bir gölge oyunudur. Bu nedenle bazıkaynaklarda “Hayal-i Zıl” şeklinde de adlandırılır. Kahramanları Karagöz, Hacivat, eşraftan kimseler, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, satıcılardır. Karagöz; okumamış, hazır cevap, söylenenleri ters anlayan ve buna göre cevaplar veren kaba bir adamdır. Hacivat ise aydın ve yarı aydın kişileri temsil eder. Karagöz oyununda bütün konuşmalar perdenin arkasındaki tek kişi tarafından yapılır. Bu nedenle Karagöz oynatmak zor bir iştir. Karagöz oyununun oynatıldığı perdeye “hayal perdesi” denir. Oynatan kişi de hayali ya da hayalbaz olarak adlandırılır. Karagöz oyunu dört bölümden oluşur 1 Giriş Sahneye göstermelik denen bir resim konulur. 2 Muhavere Karagöz ve Hacivat’ın karşılıklı konuşmaları 3 Fasıl Asıl oyun 4 Bitiş Oyunun sonunda hatalar için özür dilenen ve bir sonraki oyunun yerinin belirtildiği bölümdür. Karagöz oyunundaki tipler ana hatlarıyla şöyle tasnif edilir a Asıl Tipler Karagöz, Hacivat b Şive taklitleri yapan tipler Kastamonulu, Kayserili, Bolulu, Eğinli, Arap, Acem, Arnavut, Laz, Kürt, Rumelili, Muhacir, Ermeni, Yahudi, Rum, Frenk c Hasta Tipler Beberuhi, Tiryaki, Kekeme, Altıkulaç, Sarhoş, Deli d Diğer Tipler Çelebi, Köçek, Zenne ORTAOYUNU * Seyircilerle çevrilmiş bir alanda, yazılı bir metne bağlı kalmadan ve doğaçlama tuluat yoluyla oynanan bir oyundur. * Pişekar ve Kavuklu oyunun temel kişileridir. * Halkın ortak malıdır. * Oyunların güldürme unsurları karşılıklı konuşmalardaki söz oyunları, hazır cevaplılık, yanlış anlamalar ve yöresel konuşmaların taklitleridir. * Oyunda Karagöz ile Kavuklu’nun; Pişekâr ile Hacivat’ın bütün özellikleri aynıdır. * Karagöz ile Ortaoyunun farkı ise, Karagöz’ün perdede, Orta Oyun’un meydanda oynanmasıdır. Yani Orta Oyunu canlı kişilerle oynanırken Karagöz’de tasvirlerin gölgesi oynatılır. MEDDAH * Geleneksel tiyatro içinde yer alan Meddah hikâyelerinde rol alan bütün kişileri, hikâyeyi anlatan ve meddah adıyla anılan tek kişi canlandırır. * Hikâye anlatmak olan meddahlık bir taklit yapma sanatıdır. * Perdesi, sahnesi, dekoru, kostümü bir sanatkârda toplanmış bir temaşadır. * Meddah bir sandalyeye oturarak dinleyicilerine hikâyeler anlatır. * Meddahın anlatışını, günlük yaşamdaki olaylar, masallar, destanlar, hikâyeler ve efsaneler oluşturur. * Meddahın aksesuarını bir mendil ile bir sopa baston oluşturur. * Genellikle güldürücü, ahlâkî ve edebi sonuç çıkarılacak hikâyelerine klişeleşmiş "râvıyân-ı ahbar ve nâkılân-ı âsar ve muhaddisân-ı ruzigâr şöyle rivayet ederler ki" şeklinde söz başı ile başlar, daha sonra kahramanları sayıp hikâyesini anlatır. * Meddah hikâyenin kahramanlarını kendi yöresinin dili ve şiveleri ile konuşturan insandır. KÖY SEYİRLİK OYUNLARI * Köy seyirlik oyunları, adı üzerinde seyirlik oyunlardır. * Tıpkı ortaoyunumuzda olduğu gibi bu oyunlar da genellikle köyün ortasında, köy meydanında oynanır. * Seyirciler çepeçevre oyuncuları çevreler. * Oyuncu-seyirci ayrılığı hem vardır hem yoktur. * Oyuncuları oyuna seyirciler hep beraber hazırlar. * Bir tas, bir şapka, bir baston, bir deve, bir sopa, bir tüfek olabilir. * Sırası gelen oyuncu seyirci içinden çıkarak oyuna katılır, oyundaki görevi bittikten sonra yeniden seyircilerin arasına karışır. * Köy seyirlik oyunlarında da ortaoyununda ve meddahta olduğu gibi doğaçlamaya büyük önem verilir. Geleneksel tiyatro türlerini modern tiyatro türlerinden ayıran özellikler * Geleneksel Türk tiyatrosunda yazılı bir metin yokken modern Türk tiyatrosunda yazılı metin vardır. * Geleneksel Türk tiyatrosunda sahne ve dekor anlayışı yokken modern Türk tiyatrosunda sahne ve dekor kullanılmaktadır. * Geleneksel Türk tiyatrosunda belirli tipler varken modern Türk tiyatrosunda çeşitli karakterler ve tipler birlikte yer almaktadır. * Geleneksel Türk tiyatrosunda taklitler, şive bozuklukları ve yanlış anlamalar önemli bir yer tutarken modern Türk tiyatrosunda konuya göre bir dil kullanılmaktadır.
9 sınıf edebiyat göstermeye bağlı edebi metinler