Empatinin ikinci seviyesidir. “Ben senin yerinde olsaydım böyle yapardım” şeklinde, kişiye kendi duygularını ve doğrularını dayatma aşamasıdır. Bir bakıma kendisini üstün akıl
Hayatımda en nefret ettiğim şey, bazılarının yaptığı gibi ben olsaydım şöyle derdim. Yine ben olsaydım şöyle yapardım demektir. Çünkü bu zevat ömründe ne bir defa olur ve nede bir defa söyleme cesareti göstermeden mukalkala ve mavrayla ömürlerini tamamlarlar. Şekil A da görüldüğü gibi.
Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım. Heyûlâ, bir ağ gibi ördü rüyalarımı. Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım. Yağmur, gülşenimize sensiz , baldıran düştü. Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü. Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe. Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü.
çokkkksaçma bir oyun ne kadar kötü ben onun yerinde olsaydım daha farklı bir çizgi film yapardım berbat ötesi. 2 years ago.
Antalya'nın Demre ilçesinde İçişleri Bakanlığı'nın uyuşturucuyla mücadele kapsamında başlattığı 'Ben olsaydım ne yapardım' adlı proje kapsamında çalıştay gerçekleştirildi. Demre Kaymakamlığı ve Demre İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen çalıştaya Kaymakam Onur Şatıroğlu, Belediye Başkanı
c6Yu2F. Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 2 Misafir 1 Mobil - 1 Masaüstü, 1 Mobil 5 sn 89Cevap 0Favori Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 13 yıl Cevaplayan Üyeler 58 Konu Sahibinin Yazdıkları 8 Ortalama Mesaj Aralığı 7 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 6 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 12 Konuya En Çok Yazanlar OttoVonBismarck 8 mesaj cobraFX 8 mesaj Lightandwithlove 7 mesaj emryrgc 3 mesaj nietzsche 3 mesaj Konuya Özel quoteOrijinalden alıntı YodaTheMaster doğuya atom bombası atardım. Konunun içine etme istersen. 34 şerefsiz derken kim onlar anlayamadım?Zaten idam geri gelecek hak edenin hiç şansı atom bombaıs atmakla olsaydı ohooooo çoktna halledilirdi. Çok kolay sanıyorsunuz değil mi. Başbakan olunca herşeyi yapabilirim, Türkiyeyi kutarabilirim felan. Çok çocukca düşünceler Başbakan olsaydım yatardım. Karımı da boşardım. Her gece başka karılarla alem yapardım. Ciddiyim. laz tv, alevi tv, çerkez tv, pomak tv, sünni tv, şopar tv açardım. quoteOrijinalden alıntı Lightandwithlove Basını elden geçirirdim. Aşırı Lüksü yasaklardım. Vergi sistemini elden tamamen Zenginlerin aleyhine olucak şekilde düzenlerdim. Köy Enstitülerini tekrar hayata geçirirdim. Eğitim sistemini değiştirip , sınav sistemini eğitime önem verirdim. Basını nasıl elden geçireceksin? Liberal bir ülkede insanların lükslerine nasıl karışacaksın?merkantilist rejim anlayışlarını avrupa 3 yüzyıl geride bıraktı! Zenginlerin aleyhine bir sistem neye yarayacak?o zaman yatırımı kim yapacak devlet mi?O zaman yine liberal devletle çelişiyor. Köy enstitüleri tam bir en yobaz,en dayakçı ve en geri kafalı öğretmenleri köy enstitülerinden çıkmıştır quoteOrijinalden alıntı mehmetdf Ben açıklıyorum kendi planımı 1- Top vasıtasıyla oynanan bütün spor oyunlarını başta futbol millet iş bulmazken bir futbolcunun transferine deli paralar terim ayda 100 bin dolara yakın maaş alıyor ne yapıyor koca bir hiç. A Milli Takım teknik direktörlüğünün yanı sıra tüm yaş gruplarındaki Milli Takımların sorumluluğuna da devam edecek olan Fatih Terim'in yıllık ücreti 3 milyon 120 bin YTL olarak belirlendi. 311 asgari ücretlinin maaşını alıyor adam bak 311 kişiye gelir sağladım bile. Futbol kulüpleri başkanlarını trt1 de canlı yayında idam ederdim. BUnlardan hariç bankamatik memurları var hiç bir iş yapmadan para alanlar özel otomobili kaldırırdım toplu taşım araçlarıyla ulaşım sağlardım şimdilik bunlar artı cezaevlerini tatil köyü olmaktan çıkartır suçu önleyecek tedbirler alırdım mesela mahkuma sabah kahvaltısı 2 kuru dilim ekmek ve bir tas çorba sonra toplayıp hepsini demiryolu inşaatına çalıştırmaya amerikan hapishanelerinde olduğu gibi idam cezasını tekrar geri koyardım cinayet tecavüz hırsızlık uyuşturucu çete gibi suçlarda idam verirdim. özel önlemler sayesinde 1 seneye kalmadan nüfus 80 milyondan 50 milyona iner hatta hedef yüzde 50 lik bir azalma sağlamak 40 milyon nüfus ilk etapta Şimdiki birinin dediği gibi 3-5 çocuk yapın yok 1 çocuk hakkın var zaten dengesiz bilinçsiz nüfus artışı bu sorunları beraberinde getiriyor. A Milli Takım teknik direktörlüğünün yanı sıra tüm yaş gruplarındaki Milli Takımların sorumluluğuna da devam edecek olan Fatih Terim'in yıllık ücreti 3 milyon 120 bin YTL olarak belirlendi. terim hocanın aylık maaşı 260 bin tl haberi okuynuz ne paralar nerelere harcanıyor vatandaşım aç çöpden ekmek arıyor. Ha şunuda söyliyim ben Başbakan olsam maaş alırdım ama o maaşıda makul bir seviyede olmayan bir rakamda makam arabası aldırmazdım olan neyse ona binerdim Polislerimizin maaşlarını iyileştirridim adamlar hayatları pahasına çalışıyorlar insaf yani. şimdilk bu kadar bir yılda nüfusu 40 milyon nasıl azaltacaksın çok merak ettim doğrusu! Ayrıca idam cezasını geri koyamazsın he eğer AB'yi gözden çıkarırsan olur ki AB'yi de gözden çıkartamazsın!Zaten rezil olan ihracatın %76sı AB ülkelerine yapılmakta! Ayrıca;vay benim memleketimin haline her genç bir faşist olmuş!başa gelen 'zor' kullanarak neyi değiştirip düzelteceksin?sen oradan hiç inmeyecek misin?ondan sonra zorla 5-10 yıl yaptırdığın şeyler yok olup gidecek Malı hamuduyla götürürüm her siyasetçinin yaptığı gibi. bütün hapishanleri kapatır yerine her ilçede tek kişilik hapishane yapardım . hapse mahkum olan yeni suçluyu almak için ondan önce hapiste olanı idam eder yerine yensini getirirdim. başkası suç işlerse bu sefer bundan öncekini idam ederdim bölece milletin canı tatlı oldugu için kimse bişi yapmazdı . ermenistanla bütün ilişkilerimi koparıp karabağ teslimine zorlardım kabul etmezse topyekün savaş açardım. hükümetin başındakilere dansöz kıyafeti giydirip kızılaya üücretlerini kaldırırdım . yökü kalkırırdım. okul puanına göre üni yerleştirmesi herkezi sağlık gğvencesi altına alırdım. ilaçlerı durumu olmayanlara ücretsiz olarak temin ettirirdim zorunlu eğitimi14 ile 16 yıla çıkarırdım üni zorunlu olcak yani . bütün tc vatandaşlarını bir yada iki aylık temel ihtiyaclarının devlet tarafından karşılanması şartıyla maaşlarına el koyarak dış borcu kapatmaya çalışırdım . tabi bu maaşlar faizi ile birlikte geri vatandaşa ödemek şartıyla. şu anlık bukdar ilerde eklerim gece gece iyi güldüm bakın işte çözüm retemiyonuz biri diyorki genç nüfüsu yok etcen hayır ne ilgisi var artı bugüne kadarda ab sayesinde yaşamıyorduk ab nin bizi tam üye yapmayacağı açık ve net ortada o kadar hristiyan ülke içine yüzde 95 i müslüman bir ülkeyi kesinlikle almazlar heleki serbest dolaşım felan hayal bile edemiyor adamlar bütün nüfus avrupaya akar mesela bulgaristan ab üyesi oldu ama onların nüfus 11-12 milyon felan ordaki türklerle görüşüyorum ne getirdi ab size diye hiç bişey diyorlar. darmanietz seninde şimdikilerden farkın yok ntticaret açılım yapayım derken şopartv bile açtın açılımda saçılım noktası budur işte. xxferxx karını boşayıp her gece başka kadınla ol diye başbakan yapmıyorlar seni seninkisi padişahlık sisteminde var. köy enstitüleir tma bir fiyaskodur artı o ismi malum kişi öldüde millt ondan öyle kurtuldu zaten o partiyide hanımı yönetiyordu kendisi değil. Fikirler mantıklı olsun saçmalamaya başlayanlar oluyor. birincisi ab'nin müzakerelere başladıktan sonra bir ülkeyi reddetme gibi bir lüksü yok olamaz önce bunu bi öğren arkadaşım reddederse ki komisyon ilerleme raporunu olumlu yazdı öncelikle kurumlar arası çatışma olur daha sonra da ab dünya kamuoyunda zedelenir ki bu ikisini göze almayı en bağnaz ab üyesi bile düşünemez bu bir...Ayrıca evet bugüne kadar ab sayesinde yaşadın araştır bakalım biraz...Arkadaşa padişahlık demişsin ama senin çözümlerin ondan daha despotça ya cidden yaşınız kaç sizin Arjantinin imf ye yaptığı gibi ülkeden kovardım borcum yok derdim Beğenmediğiniz emperyalist dediğiniz abd de cinayetten sonraki en büyük suç vergi kaçırmaktır ömrü billah hapislerde süründürürü devlet. bizde öylemi ya adma günlük 400-500 tl ciro yapıyor akşam z raporu alıyor 5-10 tl bu kafayla bu devlet nasıl bu borç yükünü çevirsin. bana despotça deme buna radikal önlemler denir hükümet 2012-2014 tam üyelik hedefi koyuyor fransa türkiyeyi istemiyoruz kesinlikle diyor ben inanıyorumki bu ülke ab ye asla tam üye olamaz merkel ablnında dediği gibi imtiyazlı ortaklık gibi bişi yapıpı ağzımıza bir parmak bal çalarlar asla vede asla tam üye raporlara bakma olumluda olsa ab parlamentosunda red çıktımıydı olay biter. Akıl yaşta değil başdatır yeterince olgunum ve dış politikamızı ve ekonomiyi iyi bliyorum bana despot diyemezsin bunlar radikal kararlardır. Beğenmediğin abd den örnek al gerçi orayıda oğul bush perişan etti. Bütün parayı silahlanmaya aktardı oluk gibi para ırakda savaşa aktı milletin ekonomisini bozdu abd de banka batacağı aklıma bile gelmezdi isviçrede bile bankalar battı ki isviçre bankalar ülkesi idi ha artı özgürlükler derken bak bugün rusyayı mafya yönetiyor millet aç sefil işsiz rusya dağılmadna önce herkes çalışıyordu evine ekmek götürüyordu şimdi geçmişi mumla arıyorlar. arjantin kovmadı tıpış tıpış borcunu ödeyecek o artistliği kimse yapamaz kitap okumuyorsunuz bari haberleri düzgün emperyalist değil abd emperyalist tanımına bakın... pkk ya sempati toplamaktan baska bir ise yaramiyan chp yi kapatirdim her ilceye boxe, halter ve futbol icin salon ve saha acardim quoteOrijinalden alıntı mayklhac quoteOrijinalden alıntı Lightandwithlove Basını elden geçirirdim. Aşırı Lüksü yasaklardım. Vergi sistemini elden tamamen Zenginlerin aleyhine olucak şekilde düzenlerdim. Köy Enstitülerini tekrar hayata geçirirdim. Eğitim sistemini değiştirip , sınav sistemini eğitime önem verirdim. Basını nasıl elden geçireceksin? Liberal bir ülkede insanların lükslerine nasıl karışacaksın?merkantilist rejim anlayışlarını avrupa 3 yüzyıl geride bıraktı! Zenginlerin aleyhine bir sistem neye yarayacak?o zaman yatırımı kim yapacak devlet mi?O zaman yine liberal devletle çelişiyor. Köy enstitüleri tam bir en yobaz,en dayakçı ve en geri kafalı öğretmenleri köy enstitülerinden çıkmıştır Kanun koyma yetkisi bende olduğuna göre istediğimi kanunu yaparım olur mu zor yani.? Sonrasında fakirin lehine vergi sistemini kurarsan zenginin aleyhine bir durum oluşmuş zenginin yerinde sayması fakirin standardının de karma ekonomiyi kalmış bölgelere daha çok devlet eliyle yatırım bölgelerde de özel sektörü teşvik ederdim..Köy enstitüleri hakkında senin bahsettiğin şeyleri hiç yüzden bişey diyemem. Venezuella o başkanıda hugo chavez imfyi buyüzden oreilly sen hiçbirzaman büyük adam olamayacaksın küçük işlerin adamısın Ek olarak Chavez yıllardır faiz ödediğini öne sürerek ana parayı ödemeyi reddetti. quoteOrijinalden alıntı Lightandwithlove quoteOrijinalden alıntı mayklhac quoteOrijinalden alıntı Lightandwithlove Basını elden geçirirdim. Aşırı Lüksü yasaklardım. Vergi sistemini elden tamamen Zenginlerin aleyhine olucak şekilde düzenlerdim. Köy Enstitülerini tekrar hayata geçirirdim. Eğitim sistemini değiştirip , sınav sistemini eğitime önem verirdim. Basını nasıl elden geçireceksin? Liberal bir ülkede insanların lükslerine nasıl karışacaksın?merkantilist rejim anlayışlarını avrupa 3 yüzyıl geride bıraktı! Zenginlerin aleyhine bir sistem neye yarayacak?o zaman yatırımı kim yapacak devlet mi?O zaman yine liberal devletle çelişiyor. Köy enstitüleri tam bir en yobaz,en dayakçı ve en geri kafalı öğretmenleri köy enstitülerinden çıkmıştır Kanun koyma yetkisi bende olduğuna göre istediğimi kanunu yaparım olur mu zor yani.? Sonrasında fakirin lehine vergi sistemini kurarsan zenginin aleyhine bir durum oluşmuş zenginin yerinde sayması fakirin standardının de karma ekonomiyi kalmış bölgelere daha çok devlet eliyle yatırım bölgelerde de özel sektörü teşvik ederdim..Köy enstitüleri hakkında senin bahsettiğin şeyleri hiç yüzden bişey diyemem. O zaman akpden farkın ne?ayrıca önceden padişah buyruk veriyordu şimdi kanunla mı susturulack insanlar nasıl bir anlayış bu?fakirin lehine vergi sistemi nasıl oluyor açıklar mısın? editchavez de imfyi kovmadı borçlarını erken ödeyip ilişkisini 'askıya aldı' ben başbakan olsam ne yapardım bu soru genç bakışdada sorulmuşdu popüler olmayı amaç edinen alkışlanmayı felan umursayan yerden bitme hayatında ders kitabından başka kitap yüzü görmeyen gençler öle sap gibi kalmışlardı bir kişi bile cevap vermemişdi aynı soru bana sorulsa önce çalışma şekli hakkında teknik bir sürü yenilikler yapardım meclisdeki oturumları ingilterenin avam kamerası meclisine göre düzenlerdim yani konuşan adamlar yakın birbirlerinin gözlerinin içine bakarak konuşacaklar bu sayede yalan biraz önlenmiş olur bağımsız milletveilleri biraz daha dikkate alınır ülkeyi kimin yönettiğini kamuoyunu kim belirliyo milletin beynini kim karıştırıyo felan iyi analiz ederdim bunlarlan savaşırdım gerçi bu çok tehlikeli bişe ama her vatanını seven realist insanlar bunu yapmak zorunda ülkede milliyetçiliği vatanseverliği öcü gibi gösteren zihniyetlere çok acımasız şekilde duygusuz bir savaş başlatırdım herkez vatanını sevecek olmassa olmaz budur. doğu bölgelerinde kürt vatandaşlarımızı sırtlanların eline bırakmazdım oralarda vatanını seven sivil toplum örgütlerini aktifleştivleştirirdim terörü halklan çok keskin bir şekilde ayırırdım gerçi bunun çok teknik yolları var burdan anlatmaklan bitmez. ve en önemlisi batıdan gelen baskıları çok akılcı ve realist bir biçmde geri teperdim gerçi bu durum ekonomik olarak ülkeye çok kötü yansır ama koltuğu değilde vatanını düşünen her siyasetçi bunu yapmak zorunda geleceğimiz ancak böyle teminat altına alınır ülke kaynaklarını millileştirirdim ülkede orduda iyi bir reform yapardım ordu demek ülkenin güvenliği demektir güvenlikde öle sadece silahlarlan sağlanmıyo bir sürü istirbahat bilgileriylen felan sağlanıyo ordu bu ülkenin kime ait olduğunu kimin borusunun öttüğünü duygusuz bir şekilde birilerine göstermek zorundadır bunun altyapısı azerbaycanda bile vardır türkiyedede vardı ama çok kötü saldırılarlan yıkılmışdır. batıyı çevirmenin ekonomiyi kötü etkileyeceğini biliyorsun ekonomi kötüye giderse koltukta nasıl kalacaksın?koltukla kalamazsan o 'realist' işleri nasıl yapacaksın? 34 kişiyi keserdim doğrardım öldürürdüm Sayfaya Git Sayfa
Milli Eğitim Bakanı haberleri ilk sayfaArama Sonuçları DÜNYA2442 Gün 9 Saat 24 dk. önce yayınlandı POLİTİKA2449 Gün 19 Saat 53 dk. önce yayınlandı GENEL2450 Gün 13 Saat 0 dk. önce yayınlandı POLİTİKA2450 Gün 17 Saat 41 dk. önce yayınlandı GENEL2450 Gün 19 Saat 42 dk. önce yayınlandı EĞİTİM2483 Gün 9 Saat 40 dk. önce yayınlandı EĞİTİM2504 Gün 21 Saat 41 dk. önce yayınlandı POLİTİKA2538 Gün 8 Saat 34 dk. önce yayınlandı EĞİTİM2556 Gün 16 Saat 15 dk. önce yayınlandı EĞİTİM2559 Gün 19 Saat 1 dk. önce yayınlandı
İtiraf edeyim hayatımda ilk kez Türk toplumu ile bir konuda aynı görüşteyim. Anketler Türk toplumunun % 94’ünün savaşa karşı olduğunu söylüyormuş. Allah’a şükürler olsun ki “Savaşa karşı mıyız” yazımda Türk halkının savaşa karşı olmadaki samimiyeti hakkındaki görüşlerimi ifade etmiştim. Türk halkının çoğunluğunun savaşa karşı olmadaki savları aslında tutarlı bir savları var mı, anlat deseniz romantizme ve slogana kaçmadan kaç tanesi aralıksız 10 cümlelik somut bir gerekçe ileri sürebilir, onu da bilmiyorum şu anda aslında karşı olmak için karşı olma savlarıdır. Türk toplumunun % 99’a yakın bir çoğunluğu ile hemen her konuda temelden farklı düşünen biri için, görünürdeki bu fikir birliğinin ne kadar acı verici olduğunu bilemezsiniz. Espri yapmıyorum. Bugüne değin bu savaşa aslında bu savaş kelimesinin yerine başka bir şey koymak gerekli temelde bir mantığa neden karşı olduğumu yazdım. Şimdi çok merak ettiğiniz, “aman yazsa da okusak” dediğiniz "ben olsaydım ne yapardım"ları eğer ben ABD yönetimi olsaydım, BM’de güvenlik konseyini ve veto yetkilerini kaldırır, normal kararların salt çoğunlukla, savaş veya silahlı müdahale kararlarının dörtte üç çoğunlukla alınabileceği bir düzen kurardım. Savaş kararı almadan önce aşağıda belirteceğim örnek somut kuralların denetimi için objektif izleme ve karar alma süreci kuralları koyardım. Böylece eşitler içinde daha eşitler gibi bir uygulamaya son verip, önce BM’nin kendisinin tam demokrat olmasını sağlardım. Daha sonra BM’yi dünyanın doğal kaynaklarını ve dengelerini korumada öncelikli rolü olmasını sağlayan ve nasıl ki insan hakları bir ülkenin iç sorunu değildir, çevre ve insani gelişim sorunları da bir ülkenin iç sorunları olamaz mantığından hareketle, bu konularda da bağlayıcı kararlar almaya yetkili olduğunu belirtir bir yapılanmaya geçirirdim. Bu yapılanmadan sonra BM’den bir karar daha çıkartır, tüm dünyada silahlanmanın ancak savunma amaçlı olabileceğini teminat altına alırdım. ABD dahil her ülkenin elindeki silah yapısının niteliklerini Greenpeace'in TBMM önünde düzenlediği eylemden APbelirlerdim. Ör Hiç kimsede nükleer silah olamaz, hiç kimsede kimyasal silah olamaz, hiç kimsede komşu olduğu ülkenin genişliğinden daha uzun menzilli silah olamaz gibi. Her ülkenin sahip olacağı ordunun insan ve silah sayısının objektif sınırlarını koyardım. Ör Bir ülke, sınır komşularının nüfusları ile doğru orantılı askere ve uçağa sahip olabilir gibi. Bu kurallara uyumun BM’nin, ABD dahil her ülkede istediği zaman denetimine açık olduğunu yazılı sözleşmeye bağlardım. Denetimlerin dikta rejimlerinde demokrat ülkelerden iki kat daha sık veya aralıksız yapılabileceğini kurallar dizisine koyardım. Savaşların amaçlarını önceden ve açıkça belirlerdim. Savaş kararı alındığında bu savaşa olumlu oy veren ülkelerin tamamının o savaş için gerekli asker sayısına, kendi ordularındaki insan sayısı ile doğru orantılı olarak katılmalarını zorunlu kılardım. Bir savaş olsa da olmasa dönemsel başkanlık gibi dönemsel ordu komutanını baştan belirlerdim. Ancak savaş kararı alındığındaki komutanın ülkesi savaşa olumsuz oy vermiş ise olumlu oy kullananlardan sırası en yakın olana komutanlığı geçirirdim. Böylece bir BM savaşını ABD veya X ülkesinin savaşı olmaktan çıkarır, her ülkeyi verdiği kararın sorumluluğuna katardım. Kuşkusuz ki yazdıklarım temel mantıklardır. Bir ana fikri anlatmaya çalışıyorum. ABD bu tür mantıkları kabul eder mi? Tabii ki etmez. “Elimde kan yok”Peki, ben Türk hükümeti olsaydım ne yapardım? Bana şu andaki talepler geldiğinde açıkça bu savaşın nedeninin uzun menzilli silahlar olmadığını belirtir, Türk hükümetinin savaşa girmek veya destek olmak için yaklaşık yukarıda anlattığım şekilde işleyen bir BM örgütünün kararına gereksinme duyduğunu, zararımız fazlasıyla karşılansa dahi bu karara katılmayacağımızı ve diyet her ne ise ödeyeceğimizi söylerdim. Bu söylediklerimi ve özellikle şu ekonomik ortamda bize maliyetini çıkar hiç yumuşatmadan anlatırdım topluma. Bu kararımızın burnumuzdan fitil fitil getirileceğini söylerdim. Peki bir kez daha sorayım bunu yapacak siyasi irade Türkiye’de var mı sizce? Şu anki muhalefet dahil. Bunlar gerçekleşince ne olurdu? Hiç kuşkunuz olmasın, yineliyorum bugün “elimize çocuk kanı bulaşmasın” diyenler gider o hükümetin yakasına yapışırlardı bir süre sonra. “Hayır, Türk halkı bunu yapmaz” diyebilir misiniz? Ve eğer ben olsaydım ilk protestodan sonra ellerimi iki yana açar, “benim elimde kan yok, bu koltukta da gözüm yok” der ve o koltuktan kalkıp huzur içinde taksiye biner çıkar giderdim. Peki bir kez daha soruyorum, Türkiye’de bunu da yapacak siyasi irade var mı sizce?İşte ben bunları yapardım. Bunları yaptığım zaman diyet ödememek için daha önceden yazdığım Türkiye’yi mantık olarak değiştirecek işleri gerçekleştirmeye çalışırdım. Ama tüm bunlar meşhur köşe yazarlarımızın deyimi ile reel politiğe aykırı. İyi, siz o reel politiği kabul edin. Bense olmayacağını benim de bildiğim yeni bir reel politiğin peşindeyim. Hiç değilse bunu yapıyorum. Kabul etmiyorum.
“Millî Mücadele yıllarında yaşamış olsaydınız vatanımızın düşman işgalinden kurtulması için neler yapardınız? konulu bir konuşma konusunu yazdık. Türk Milleti Milli Mücadele ile düşmanı kovmuş, özgürlüğüne kavuşmuştur. İşgal edilen ülkemiz Türk milletinin azmi ve gayreti ile kurtuldu. Milli Mücade yıllarında yaşayan bir kişi olsaydım diyerek şu konuşmayı örnek yazabiliriz. “Millî Mücadele yıllarında yaşamış olsaydınız vatanımızın düşman işgalinden kurtulması için neler yapardınız? konulu bir konuşmaSevgili Arkadaşlar;Milli Mücadele Türk Milleti’nin var olma savaşıdır. Özgürlüğün kazanılması için büyük, küçük, kadın, erkek, yaşlı, çocuk demeden herkesin katıldığı büyük bir Mücadele de gösterilen fedakarlıklar sayesinde bu günleri ben Milli Mücadele yıllarında yaşamış olsaydım vatanımızın kurtulması için şunları küçük olduğu için beni askere almayabilirlerdi. Ama ben askerlerin yanında durur ihtiyaçlarını karşılardım. Su, ekmek götürürdüm. Mermi taşırdım. Yaralılara bakar onlara yardım diğer cephelere götürürdüm. Kağnılarla cephane taşırdım. Düşman birliklerine sızar istihbarat bilgileri getririrdim. Silahların bakımını yapardım. Öksüz kalan kardeşlerimize yardım verdikleri emirleri yapardım. Gerekirse cephede savaşırdım. Nöbet tutardım. Askerlerin çantalarını bol dua ederdim. Vatanımız kurtulsun diye. Askerlerimizin elbiselerini yıkardım. Fabrikada çalışır mermi yapardım. Düşman askerlerine gereken cevabı kurtulması için gereken herşeyi yapardım. Gerekirse canımı bile verirdim. Belki şehit görürsem O’na kurtaran tüm şehit ve gazilerimizden Allah Razı olsun…
“Sen olsaydın ne yapardın?..” Davos’ta yaratılan “müthiş oyun”dan yalnızca saatler sonra Radyo Tatlıses’teki “Sesli Gazete” programımda sıcağı sıcağına yaptığım yorumla birlikte günlerdir bana sorulan soru bu... Öncelikle belirtmem gerek; olay soğuduktan, Tayyip Bey’in olay anında yaptıklarını, Türkiye’ye döndükten sonra söylediklerini izledikten sonra da ilk yorumumda hiçbir değişiklik olmadı, tam tersine olayı çok doğru yorumladığıma karar verdim!.. Kısaca tekrarlamam gerekirse; Davos’ta önceden planlanmış, tamamen seçimlere dönük ve de Arap dünyasında yaratacağı tepki bilinen bir senaryo uygulandı ve başarıya ulaştı!.. Zaten başarılı olmaması da düşünülemezdi, çünkü panelin konusu, katılanların kimliği ve Tayyip Bey’in “özenle hazırlanmış” sözlerinin yaratacağı dalga önceden inceden inceye hesaplanmıştı… Buna bir de söz konusu oturumun Türkiye’nin talebiyle gerçekleştiğini eklersek, senaryo tabak gibi çıkıyor ortaya!.. Şimdi gelelim bana sorulan soruya - Ben olsaydım ne yapardım?.. *** Ben olsaydım, düzeyi düşük bazı cümleler ve toplantıyı terk etmesi hariç, Tayyip Bey’in yaptığını yapardım!.. Öncelikle omzuma dokunmaya, elimi tutmaya cüret eden yöneticiyi ağır biçimde haşlardım ki Tayyip Bey bunu yapmadı!... Yüksek sesle konuşan ve tahrik edici sözler söyleyen İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e de anlayacağı dilden karşılık verirdim ama bambaşka ve çok daha etkili olacak, üstelik Batı kamuoyunda da anlaşılacak sözcüklerle... Başbakan’la benzeştiğimiz noktalar bu kadar!.. Burada sorulması gereken ikinci ve çok daha önemli soru ise şu - Ben ne yapmazdım?.. Öncelikle, o toplantıya asla “önceden hesaplanmış” bir senaryonun oyuncusu olarak katılmazdım. Vereceğim tepki o an, o salonda gelişirdi.. İçeride İsrail Cumhurbaşkanı’nın yüzüne o kelimeleri söyledikten on beş dakika sonra “Tavrım İsrail’e değil, moderatöre idi” cümlesini asla kullanmazdım, kullanamazdım.. Siyaset arenasında yapılan hareketler, söylenen sözler doğal olarak eksi ya da artı hanenize yazılır bunu anlarım. Bunlar malzeme olarak da kullanılır, bunu da anlarım. Ama ben böylesine bir olayı bu kadar vıcık vıcık bir seçim malzemesi yapmazdım, yapamazdım. Üstelik İsrail’le Büyük Ortadoğu Projesi’nde böylesine sıkı fıkı işbirliği içindeyken, milyarlarca dolarlık silah alım anlaşmalarının altında imzam varken, Gazze’ye bomba yağdıran İsrailli pilotların Konya Ovası’nda eğitildiği bilinirken, düzeyi biraz olsun yüksek tutmaya çalışırdım... Tabii ben yukarıda sıraladıklarımı “hesabı olmayan” bir başbakan olarak yapardım!.. Yoksa Tayyip Bey, önünü arkasını bilerek girdiği o toplantıda, kendi mantığına göre “en doğru” olanı yapmış, hakkını da fazlasıyla vermiştir!.. - Başbakan’la farkımız budur!.. Halife!.. Tam da düşündüğüm gibi oldu... Doğudan yükselen bir ses dedi ki - Erdoğan padişah ve halife olsun!.. Lübnan’da yayımlanan Dar El Hayat gazetesinde yer alan Cihad El Hazen imzalı yazıda aynen şu satırlar yer aldı - Erdoğan bir Müslüman olarak bizi gururlandırdı... Osmanlı Devleti yeniden kurulmalı. Erdoğan halife ve padişah ilan edilmeli. Tüm Müslüman dünyasının başına geçmeli... Lübnanlı yazar bilerek ya da bilmeyerek geçenlerde ölen ünlü “Medeniyetler Çatışması” kitabının yazarı Samuel Hunthington ve eski CIA Türkiye Masası şefi Graham Fuller’in tezini tekrarlamış!. Onlar da yıllarca aynı nakaratı tekrarlamıştı - Türkiye artık bıraksın Atatürk’ü, Kemalizmi filan, Müslüman dünyasının başına geçsin, Batı ile İslam arasında köprü olsun!.. Yıllardır Batı’da da konuşulan “Yeni Osmanlılık”, “halifelik” meselesine gelince; ABD’nin hem padişahlık hem de halifelik makamının aynı kişiye verilmesine göz yumacağını hiç sanmam. Öyle olsa ne diye Fethullah Efendi’ye yıllardır kol kanat gersin?.. Şöyle bir düşünce olabilir - Padişah Tayyip, halife Fethullah!.. e-posta [email protected]
ben lider olsaydım ne yapardım